Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/28680 E. 2014/17858 K. 24.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28680
KARAR NO : 2014/17858
KARAR TARİHİ : 24.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Kasten işlemiş olduğu suçtan hapis cezası ile mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, ancak “kendi altsoyu” üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3.fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Yasanın 322.maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “Sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı ceza gereği, 5237 sayılı TCK’nın 53/1,a-b-c-d-e bentlerindeki haklardan infazı tamamlanıncaya kadar, aynı Yasanın 53/1-c maddesinde belirtilen “kendi altsoyu” üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3.fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
1-5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesine göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında verilebileceğinin düzenlenmesi
karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, iddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan bağımsız olarak açıklanıp belirtilmesinin gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı, bu itibarla sanık hakkında düzenlenen iddianame içeriğine göre hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kamu davası açıldığı ancak konut dokunulmazlığını bozma suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, konut dokunulmazlığını bozma suçundan dolayı ek iddianame düzenlenmesi yoluna gidilmesi yerine, ek savunma hakkı verilmek suretiyle sanığın konut dokunulmazlığını bozma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
2-Sanığın su saatlerinin bulunduğu binaya kapı kilidini kırarak girmesi ve su saatlerini çalmaya çalışırken kovalamaca sonucu yakalanması şeklinde gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 35 maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçuna uyduğu gözetilmeden, eylemin haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle gerçekleştirildiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu, denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan, aynı yasanın 142/2-d maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,
3-Kasten işlemiş olduğu suçlardan hapis cezası ile mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, ancak “kendi altsoyu” üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3.fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve o yer Cumhuriyet Savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı kısmen istem gibi BOZULMASINA, 24/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.