YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12289
KARAR NO : 2016/4913
KARAR TARİHİ : 17.03.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi, 27/08/2013 tarihinde, kendisine ait işyerinde haciz yapıldığını, haczedilen menkullerin kendisine ait olduğunu, iş yerinde bulunan elektrik faturasının, tek başına işyerinin borçluya ait olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığını, istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, 3. kişi ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, ticaret unvanlarının aynı olduğunu, işyerinde borçluya ait evrak bulunduğunu, borçlunun amcasının oğlunun haciz mahallinde hazır bulunduğunu, davacı ile borçlunun adreslerinin aynı olduğunu, davacının, borçluya ait işletmeyi devraldığını, aynı işkolunda faaliyet gösterdiklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ödeme emrinin tebliğ edildiği adres ile haciz yapılan adresin farklı olması nedeniyle, mülkiyet karinesinin 3. kişi lehine olduğu, mülkiyet karinesinin aksinin alacaklı tarafından ispatlanması gerektiği, eldeki delillere göre davacının istihkak iddiasının yerinde olduğu, davacı 3. kişi ile borçlu …’ın muvazaa ve ilgisinin kanıtlanamadığı, borçlu …’ın istihkak talebini kabul etmemesi veya suskun olması durumunda davaya dahil edilmesinin gerekmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir
Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
1-Yargıtay’ın ve Dairemiz’in istikrar kazanan uygulamasına göre; borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dahil edilmesi, işin esasına etki etmeyecekse, davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, somut olayda yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ
.//..
edilmeyen borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenememiştir. Bu nedenle borçlunun davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı 3. kişiye süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına yönelik karar verilmesi isabetli olmamıştır.
2-Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 501,75 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 17.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.