Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2014/19507 E. 2015/4158 K. 24.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19507
KARAR NO : 2015/4158
KARAR TARİHİ : 24.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine icra takibi yapıp, takibin usulsüz tebligat ile kesinleştirildiğini, müvekkilinin davalı ile onun vekili aracılığı ile ev alım satımı yaptığını ancak satış bedelinin tamamen ödendiğini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, senetteki imzanın müvekkiline ait olmayabileceğini iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, icra takip dosyasında davacı borçluya yapılan tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığını, davacının süresinde imza itirazında bulunmadığını, davacının borçlu olmadığı iddiasının soyut iddialar olduğunu, senede karşı senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, toplanan delilere ve ceza dosyasında alınan adli tıp kurumu raporlarına göre, senette herhangi bir tahrifat yapılmadığı, imzanın davacıya ait olduğu, davacının borçlu olmadığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının borçlu sıfatı ile görüldüğü bonodaki davacıya atfen atılan imzanın kendisine ait olmadığı iddiasına dayalı olarak açılmış bulunan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece ceza dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporlarında senette tahrifat yapılmadığı, imzanın davacıya ait olduğu yolundaki görüş bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Olayla ilgili …Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/22 Esas sayılı dosyasının henüz derdest olup, bir karar verilmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkeme Adli Tıp Kurumu’nun imza incelemesi yönünden son merci olmadığı da ve derdest olan ceza mahkemesindeki raporun hükme esas alınamayacağı da gözetilerek mahkemece yeniden rapor alınması veya yukarıda sözü edilen ceza mahkemesi yargılaması sonucu verilen kararın kesinleşmesi beklenerek uygun sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.