Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/5259 E. 2016/5234 K. 05.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5259
KARAR NO : 2016/5234
KARAR TARİHİ : 05.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı hakkında, ödenmeyen elektrik (kaçak) borcuna dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının … Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davalının … sayılı dosyasındaki itirazının iptali ile takibin 17.075,11 TL üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, asıl alacak üzerinden % 40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalının … no.lu elektrik aboneliğinden kaynaklanan 2005/07 dönemine ait elektrik enerji bedeline ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin birinci fıkrasında; “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan yasa maddesinde de açıkça belirtildiği gibi; itirazın iptali davası açmak için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başlar. Nitekim, aynı Kanun’un 62/2. madde ve fıkra hükmünde de, itirazın alacaklıya tebliği zorunluluğu getirilmiştir.
./..

-2-

Ancak, somut olayda; her ne kadar davalının itirazın davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair dosyada bir evrak bulunmadığı anlaşılmakta ise de, davalının icra dosyasına vaki itiraz tarihinin 07.09.2007 olduğu, davacının eldeki davadan önce, aynı konuya (aynı icra takibine) ilişkin olarak, …Mahkemesi’nde 31.10.2007 tarihinde yine itirazın iptali davası açtığı ve …Mahkemesi’nin … Karar sayılı ilamı ile davacı tarafça takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davalının itirazı davacı tarafa ayrıca ve açıkça tebliğ edilmemiş olsa dahi, davacının, davalının itirazını öğrenmesi ile birlikte aynı nitelikteki davayı (itirazın iptali) ilk olarak 31.10.2007 tarihinde açtığı ve böylece haberdar olduğu bu takibin iptaline ilişkin iradesini, 31.10.2007 dava yolu ile ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Eldeki davanın ise 12.03.2009 yılında açıldığı gözönüne alındığında, davacının itirazı öğrendiği ve buna dair itirazın iptali davasını açtığı 31.10.2007 tarihten itibaren, İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır.
O halde mahkemece, İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde en geç 31.10.2008 tarihinde açılması gereken itirazın iptali davasının, bu süre geçtikten sonra açıldığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

.