Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/8659 E. 2016/5624 K. 12.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8659
KARAR NO : 2016/5624
KARAR TARİHİ : 12.04.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat (asıl ve karşı davada) davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve karşı davanın ayrı ayrı kısmen kabullerine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı karşı davalı vekili dilekçesinde;tarafların 06.10.2012 tarihinde nişanlandıklarını, daha sonra ise anlaşamayarak 2013 yılı Mayıs ayı başlarında ayrılmaya karar verdiklerini,nişan töreninde davalıya hediye edilen ve yine yılbaşı hediyesi olarak davalıya verilen nitelik ve gramlarını belirttikleri ziynet eşyalarının davacıya aynen iadesini,mümkün değilse fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla toplam değeri olan 12.180,00 TL’nin dava tarihi itibariyle değerinin tespiti ile bedelinin işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde;davalıya küpe,kolye,künyeden oluşan takı seti takıldığını,yine yılbaşı hediyesi olarak künye hediye edildiğini, kurban bayramında da kurbanlık yerine kelepçe bilezik alındığını,bunlardan yılbaşı ve kurban bayramında verilenlerin mutad hediyeler olduğunu,iadesi gereken takıların küpe,kolye ve künyeden oluşan takı seti olduğunu,iki adet bileziğin ise davacının annesi tarafından takıldığından ancak onun tarafından talep edilebileceğini,bu nedenlerle küpe,kolye ve künyeden oluşan takı seti yönünden davayı kabul ettiklerini,davacının diğer taleplerinin ise reddi gerektiğini belirtmiş;karşı dava dilekçesinde ise davacının davalıdan nişanda takılacak ziynetlerin alımı için 5.000 TL borç aldığını,yine davalının nişan ve düğün masrafı olarak da toplam 10.000 TL masraf yaptığını,yine davalının davacı ile aynı evde on gün süre ile kaldığını ve nişanın bozulması nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini belirterek,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıya borç olarak verilen toplam 5.000 TL’nin davacıdan tahsilini,davalı lehine 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece;davacı karşı davalı vekili tarafından davalı karşı davacı aleyhine açılan alacak davasının kısmen kabulü ile,nişanda takılan mutad hediyeler dışında dosya arasında bulunan 15.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen altınların aynen iadesine,mümkün olmadığı takdirde bilirkişi raporu tarihi itibariyle tespit edilen 9.662,40 TL’nin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine;davalı karşı davacı vekili tarafından davacı aleyhine açılan 15.000 TL’lik maddi tazminat davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine;davalı karşı davacı vekili tarafından davacı karşı davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 3.000 TL manevi tazminatın davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş,hüküm süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
./..
-2-

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre,taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
TMK’nın 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenir. Alışılmış mutad hediyelerden kasıt; giyilmekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir.
Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın ve ziynet eşyası mutad hediye kapsamında olmayıp, iadesi gereken hediyeler olarak değerlendirilmektedir.
Nişan hediyelerinin mutad sayılabilmesi, yöresel örf ve adete göre verilen hediyelerden olması yanında maddi değerinin de günün koşullarına göre fazla olmayan hediyelerden olmasına bağlıdır ve bu da daha çok tarafların mali ve sosyal durumları ile ölçülmelidir.
Nişanlının mali gücünü aşarak verdiği hediyelerin onun yönünden mutad sayılması düşünülemez. Aksi halde, hediye verilen nişanlının haksız zenginleşmesine yol açılmış olur.
Somut olaya gelince;tarafların 06.10.2012 tarihinde nişanlandıkları,2013 yılı Mayıs ayında ise anlaşamayarak nişan akdini sonlandırdıkları her iki tarafında kabulünde olup, bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Ancak, mahkemece hükme esas alınan 15.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda;davacı karşı davalı tarafça dava dilekçesinde talep edilen ve davalı karşı davacıya yılbaşı hediyesi olarak takıldığı taraflar arasında da ihtilafsız olan 1 adet altın künyenin (480 TL değerinde olduğu iddia edilmiştir) değerlendirilmediği ve mahkemece de hüküm altına alınmadığı; davacı karşı davalı tarafından talep edilmeyen iki adet alyansın da raporda değerlendirilerek değerlerinin toplam 956,80 TL olarak belirlendiği ve mahkemece hüküm altına alındığı;yine hükme dayanak yapılan 15.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda dava tarihine göre değerlendirme yapılması gerekirken 15.05.2014 bilirkişi rapor tarihi dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı,raporun bu yönleri ile hatalı olduğu ve hükme esas alınacak nitelikte ve yeterlilikte olmadığı kuşkusuzdur.
Bundan ayrı olarak,
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir. Gerekçeli kararın da kısa karara uygun düzenlenmesi zorunludur.
Ayrıca, İİK’nun 24/4.maddesi gereğince; taşınır tesliminde, borçlunun yedinde bulunmazsa ilamda yazılı değeri alınır hükmü bulunsa da aynen iadeye karar verilmesi halinde iade edilecek eşyaların cinsi, niteliği, özellikleri, gram ağırlığı vb. gibi özelliklerinin ayrıntılı belirtilmesi gerekir.
Mahkemece dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye gönderme yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve tutanakla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler hükmü gereğince cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir.
./..
-3-

Mahkeme kararı bu hali ile de infazı kabil nitelikte bulunmayıp, hüküm fıkrasında tahsiline karar verilen ziynet eşyalarının niteliklerinin ve miktarlarının açık ve net bir şekilde belirtilmesi gerekir.
Yine,davacı karşı davalı tarafça dava dilekçesinde aynen iade,aynen iadenin mümkün olmaması halinde mislen iade ve faiz talebinde bulunulduğu halde mahkemece davacı karşı davalının faiz talebi yönünden de değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakta olup bu husus da doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece; alanında uzman bilirkişiden yeniden rapor alınmak suretiyle ilgili raporda davacı karşı davalının dava dilekçesinde yılbaşı hediyesi olarak davalı karşı davacıya hediye ettiğini belirttiği ve davalı karşı davacının da kabulünde olan 1 adet altın künyenin (480 TL olduğu iddia edilmiştir) de değerlendirilmesi gerektiği, davacı karşı davalı tarafça talep edilmeyen alyansların değerlendirmeye alınmaması gerektiği,raporda değerlendirmenin dava tarihine göre yapılması gerektiğinin gözetilmesi,davacı karşı davalının dava dilekçesinde aynen iade ,aynen iadenin mümkün olmaması halinde mislen iade ve faiz talebinde bulunduğu dikkate alınarak faiz talebi hakkında değerlendirme yapılması gerektiği,yine yukarıda ifade edilen yasa maddeleri ve açıklamalar da gözetilerek hüküm altına alınan ziynet eşyalarının cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.