Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2016/731 E. 2016/2961 K. 24.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/731
KARAR NO : 2016/2961
KARAR TARİHİ : 24.05.2016

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş ise de miktar itibariyle duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilen alacak ile ilgili yapılan icra takibine itirazın iptâli, takibin devamı, icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili talebine ilişkin olup mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı davasında davalıya bazı dergi ve kitap basımlarını gerçekleştirdiğini, iki ayrı fatura ile cari ilişkiden kaynaklanan alacağının ödenmediğini belirterek alacak için yapılan icra takibine davalının itirazının iptâline karar verilmesini istemiş, davalı savunmasında davacı ile aralarında cari hesap şeklinde çalıştıklarını, davacının yaptığı işler karşılığı fatura düzenlediğini, her bir fatura bedellerinin ödendiğini, ayrıca iade faturaları ile de hesap mahsubu yapıldığını, borcunun bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından davacının 24.03.2011 tarihli 10.207,00 TL ve 14.03.2011 tarihli 8.212,80 TL’lik iki faturayı dayanak göstererek 12.000,00 TL asıl alacak için icra takibine giriştiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise tarafların defter kayıtlarına göre aralarında cari hesap bulunduğu, takibe konu edilen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı defterlerinde 13.951,87 TL alacak bulunmasına rağmen davalı defterlerinde borç kaydının bulunmadığı, aradaki farkın davalı defterlerinde kayıtlı olup davacı kayıtlarında yer almayan iade faturaları ve ödeme makbuzlarından kaynaklandığı açıklanmıştır.
Bilindiği üzere itirazın iptâli davası müddeabihi, takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Bu davanın takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gerekir ve sonucu itibarıyla takibin devamına etkili bir davadır. Bu nedenle takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Davada her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Bunun sonucu olarak takip ve dava konusu olmayan faturanın bu davada dikkate alınamayacağı hakimin iddia ve savunmayla bağlı olduğu kuralının bir gereğidir (Emsal HGK E. 2011/19-617 K. 2011/749T. 14.12.2011 ve E. 2006/19-260 K. 2006/251 T. 3.5.2006).
Diğer taraftan fatura tarihleri itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 23. maddesi uyarınca (6102 sayılı TTK’nın 21/2 madde) tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmeyen fatura içeriği kabul edilmiş sayılır.
Somut olayda davaya konu olan icra takibinde, takibin dayanağı olarak iki ayrı fatura gösterildiğinden yukarıda açıklanan gerekçeye göre incelemenin de bu faturalara bağlı olarak yapılması zorunludur. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş, takibe konu faturaların davalıya tebliğ tarihi araştırılıp, buna göre davalının itirazlarının süresinde olup olmadığını incelemek, itiraz sürede yapılmamış ise faturaların içeriğinin kesinleştiği kabul edilerek faturalar toplamı üzerinden kanıtlanacak ödemelerin mahsubu ile sonucuna göre takibin devamına karar vermek, itirazın süresinde olduğunun anlaşılması halinde ise faturalara konu basım işlerinin olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı mülga BK’nın 366. maddesi uyarınca uzman bilirkişiye, imalâtın gerçekleştiği tarihteki piyasa fiyatlarıyla bedelini hesaplatmak yine kanıtlanacak ödemelerin mahsubu ile sonucuna göre takibin devamına karar vermekten ibarettir. Açıklanan bu gerekçe ile kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 24.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.