Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2014/26528 E. 2016/7764 K. 21.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/26528
KARAR NO : 2016/7764
KARAR TARİHİ : 21.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın direksiyon kilidi ile kilitlenmiş motosikleti çalması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun’un 142/1-b maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, her iki bentteki cezanın alt ve üst sınırlarının aynı olup sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış; sanık hakkında yargılama aşamasında zararın giderilmesi halinde, hakkında CMK’nın 231. maddesi hükümlerinin uygulanması bakımından mahkemece sanığa bu hususun hatırlatılmasının gerekmemesi karşısında, mahkemenin oluş ve dosya içeriğine uygun olan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesine dair gerekçesinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki (1) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; 5271 sayılı CMK’nın 324/4. maddesinde atıfta bulunulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20 TL’den az olduğu halde yargılama giderinin sanıktan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıktan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin miktarından az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 21/04/2016 gününde oybirliğiyle (eleştiri yönünden oyçokluğuyla) karar verildi.

Karşı Oy:
Aşağıda sunduğum nedenlerle sayın çoğunluğun hırsızlık suçunun nitelendirilmesine ilişkin eleştirisinin isabetli olmadığını düşünüyorum.
Ayrıntılarını Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/04/2015 gün ve 2014/833 – 2015/98 sayılı kararında azınlık görüşü olarak ifade ettiğimiz üzere; motosikletler, motorlu araçlar, iş makineleri, traktörler aynı nitelikte eşya olup, çoğunlukla kapı ve kontak kilit sistemleri olduğundan kilitlenmek suretiyle koruma altına alınmakta, yine bir anahtar ile çalıştırılmak suretiyle bir yerden başka bir yere taşınmaktadırlar. Bu nedenle direksiyon veya kontak kilit sistemi bulunan motosikletlerin bu kilit sistemiyle kilitlenmek suretiyle, böyle bir kilit sistemi olmayanların ise tekerleğin dönmesini veya direksiyonun çalışmasını engelleyecek bir kilit ile kilitlenmek suretiyle, kolaylıkla taşınmasını engelleyecek şekilde kilitlenerek sokak ve açık alanlara park edilmiş olmaları halinde, bu motosikletlere yönelik hırsızlık eylemlerinin, (TCK.nun 142/2-d madde kapsamındaki eylemler hariç) suç tarihinde yürürlükte olan TCK.nın 142/1-b maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı; hiç bir şekilde kilit sistemi olmayan ve yukarıda izah edildiği gibi veya herhangi bir şekilde kilitlenmeden veya kontak anahtarı üzerinde olduğu halde açık alanda bırakılmış motosikletlere yönelik eylemlerinin ise, TCK.nın 141/1. maddesinde tanımlanan basit hırsızlık suçunu oluşturacağı düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun eylemin aynı Kanun’un 142/1-e maddesindeki suçu oluşturduğuna ilişkin düşüncesine katılmıyorum.