Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/23464 E. 2016/8223 K. 04.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/23464
KARAR NO : 2016/8223
KARAR TARİHİ : 04.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

… ve … aralarındaki muhdesatın tespiti davasının reddine dair … 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, … adresinde 2005 m2 lik parsel üzerinde 4 katlı ve 8 daireli binanın vekil edenine ait olduğunu, davalının 4 daireyi kendi adına 4 daireyi ise davacı adına göstererek belediyeye beyanname verdiğini açıklayarak, 4 katlı 8 daireli binanın mülkiyet hakkının vekil edenine ait olduğunun tespiti ile beyannamenin düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu dairelerin davalıya ait gelirlerle yapıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, belediye kayıtları, davacının çelişkili beyanları, davalı tanık beyanları gözönüne alınarak dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın tamamının davacıya ait olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

.//..

Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması(6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir(HMK 114/1-h, 115 m.)
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, taşınmaz ve muhtesatın kamulaştırmaya konu olduğuna dair herhangi bir iddia, savunma, bilgi ve belge de bulunmadığı dikkate alındığında davacının muhdesatın tespiti davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı, bir başka deyişle dava şartının gerçekleşmediği dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerle anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; her ne kadar Mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın tamamının davacıya ait olmadığı gerekçesiyle işin esası incelenerek davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş ise de; bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek kararın onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün gerekçesinin değiştirilerek kararın düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 04.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.