YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8166
KARAR NO : 2016/8549
KARAR TARİHİ : 09.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin
… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kabulüne dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına 09.05.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Davacı … …si’nin açtığı dava ile, davalı adına tapuya kayıtlı taşınmazın bir bölümünün 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan kıyı alana tecavüzlü olduğu belirtilerek; bu bölümün davalı adına mevcut tapu kaydının iptali ile bu bölümün tapu sicilinden terkinine karar verilmesi istenilmiştir.
Davalı taşınmazı tapu kaydına güvenerek 1969 yılında üçüncü kişiden satın aldığını; bedelinin ödenmeden taşınmazın tapu kaydının iptal edilmesinin mülkiyet hakkını koruyan TC. Anayasası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri, AYM ve AİHM kararlarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddini istemektedir.Temyiz talebi cevap dilekçesinde ileri sürülen hususlara dayalıdır.
-//-
Yapılan yargılama sonucunda mahkemece, taşınmazın 675m2 bölümünün kıyı alanda kaldığı benimsenerek; davalı adına mevcut tapu kaydının bu bölüm için iptal/terkini kararı verilmiştir. Davalı hükmü temyiz etmiştir.
Kıyılar kamu malı olup; özel mülkiyete konu olmaz (TC. Anayasası m. 43, EMK. m. 641, TMK. m. 715, 3402 s. KK. m. 16, 3621 s. Kıyı Kanunu m.5;13.03.1972 tarih ve 7/4 sayılı YİBK). Taşınmaza ilişkin tapu kaydı kadastro işleminin 1967 yılında kesinleşmesiyle oluşmuş, davalı taşınmazı üçüncü kişiden satış yoluyla 1969 yılında edinmiş, dava ise 2014 yılında açılmıştır.
Tapu kayıt malikleri tapu kayıtlarının Devlet tarafından himaye görüp Devletçe korunacağı, kesin hükme bağlanan konuda tekrar bir karar verilmeyeceği konusunda meşru bir beklentiye sahiptir. Bu meşru beklentinin korunması gerekir. Ne var ki; kamuya ait olması gereken taşınmazın deniz kıyısında kalan bölümünün kamu dışındaki gerçek ve tüzel kişilerin tasarrufunda kalması da doğru değildir. Bu bakımdan yüksek kamu yararı gereğince Devlet, özel kişilerin mülkiyet hakkına dokunabilir. Ülkemizin de taraf olduğu “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”nin (1) numaralı Protokolünün 1. Maddesi kamu yararı gerektirdiği takdirde mülkiyet hakkından yoksun bırakılabileceğini kabul etmiştir. Bu bakımdan; Devletin davacı olarak kıyı olan bölümün tapu kaydının iptaliyle terkin kararı istemesinde kamu yararının olduğu açıktır. Ancak Devlete tanınan mülkiyet hakkından yoksun bırakmanın karşılıksız olacağı anlamını da çıkarmamak gerekir. Davalı, tapu siciline geçirilmiş ve bu şekilde uzun bir zamandır tasarrufunda bulunan taşınmazının bir bölümüne, Devletin kamu yararı gereğince el koyarak kamuya terk etmesi karşılığında, kendisine uygun bir bedelin tazminat olarak ödeneceği konusunda meşru bir beklenti hakkına sahiptir. Kuşkusuz devlet bu konuda kamulaştırma yapma yetkisine de sahiptir.
Davacı, taşınmazı mevcut tapu kaydına güvenerek satın almış olduğundan; TMK.1023 ve 1024.madelerdeki “iyiniyet koruması” hükümlerinden yararlanabilecek kişi konumundadır. Davalı kıyıda kalan taşınmaz bölümü için kendisine bedel ödenmesi hakkını saklı tuttuğunu açıklayarak davanın reddini istemiştir. Bu durumda, “usul ekonomisi (HMK.md.30) ilkesi gereğince; Devletin bir kamulaştırma işlemine başvurması gerekmeksizin sorunun açılmış olan bu dava içinde çözümlenerek; kıyı olan yerden tüm kamunun, bu arada davalının da yararlanacağı dikkate alındığında “fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi” uygulanmak suretiyle, taşınmazın kıyı olarak belirlenen bölümü ve varsa üzerindeki sökülüp alınamayan sabit nitelikteki muhtesatlar için rayiç değere yakın miktarda bir bedelin (rayiç değer belirlenip kıyıdan davalının da yararlanacağı gözetilerek hakkaniyete uygun miktarda bir indirim yapılmak suretiyle bulunacak bedel) mahkemece uygun bilirkişi veya bilirkişiler vasıtasıyla tespit ettirilmesi, davacı … …sine bu bedeli depo etmesi için uygun süre verilmesi, bedel depo edilmediği takdirde davanın reddi; depo edildiği takdirde ise, bu bedel davalıya ödenmek suretiyle kıyı olan bölümün tapu kaydının iptal/terkini kararı verilmesi gerekir. Açıklanan yönde işlem yapılmak üzere hükmün bozulması gerektiğini düşünüyor; Sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.