Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2016/2934 E. 2016/5299 K. 23.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2934
KARAR NO : 2016/5299
KARAR TARİHİ : 23.03.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Müştekinin, işyerinin önündeki sokağa direksiyon kilidi ile kilitleyerek park ettiği motosikletinin çalınması biçimindeki eylemin, TCK’nın 142/1-e maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun’un 141/1. maddesiyle hüküm kurulması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, yapılan duruşmaya toplanan delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre diğer itirazlar yerinde görülmemiştir. Ancak;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden mali olanaklardan yoksun olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa, 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca, mahkemesince kendisini savunmak üzere avukat görevlendirilmesi nedeniyle zorunlu müdafii için ödenen avukatlık ücretinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olarak yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasının yargılama giderleriyle ilgili bölümdeki “soruşturma aşamasında zorunlu müdafii gideri 160.00 TL, kovuşturma aşamasında zorunlu müdafii gideri 310.00 TL” ibaresinin çıkartılmasına karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/03/2016 gününde oybirliğiyle (eleştiri yönünden oyçokluğuyla) karar verildi.

Karşı Görüş:

Aşağıda sunduğum nedenlerle sayın çoğunluğun hırsızlık suçun nitelendirilmesine ilişkin eleştirisinin isabetli olmadığını düşünüyorum.
Ayrıntılarını Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/04/2015 gün ve 2014/833 – 2015/98 sayılı kararında azınlık görüşü olarak ifade ettiğimiz üzere; motosikletler, motorlu araçlar, iş makineleri, traktörler aynı nitelikte eşya olup, çoğunlukla kapı ve kontak kilit sistemleri olduğundan kilitlenmek suretiyle koruma altına alınmakta, yine bir anahtar ile çalıştırılmak suretiyle bir yerden başka bir yere taşınmaktadırlar. Bu nedenle direksiyon veya kontak kilit sistemi bulunan motosikletlerin bu kilit sistemiyle kilitlenmek suretiyle, böyle bir kilit sistemi olmayanların ise tekerleğin dönmesini veya direksiyonun çalışmasını engelleyecek bir kilit ile kilitlenmek suretiyle, kolaylıkla taşınmasını engelleyecek şekilde kilitlenerek sokak ve açık alanlara park edilmiş olmaları halinde, bu motosikletlere yönelik hırsızlık eylemlerinin, (TCK.nun 142/2-d madde kapsamındaki eylemler hariç) suç tarihinde yürürlükte olan TCK.nın 142/1-b maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı; hiç bir şekilde kilit sistemi olmayan ve yukarıda izah edildiği gibi veya herhangi bir şekilde kilitlenmeden veya kontak anahtarı üzerinde olduğu halde açık alanda bırakılmış motosikletlere yönelik eylemlerinin ise, TCK.nın 141/1. maddesinde tanımlanan basit hırsızlık suçunu oluşturacağı düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun eylemin aynı Kanun’un 142/1-e maddesindeki suçu oluşturduğuna ilişkin düşüncesine katılmıyorum.