Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2014/33100 E. 2014/36905 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/33100
KARAR NO : 2014/36905
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 31/2, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 1.000 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair …Çocuk Mahkemesinin 17/04/2014 tarihli ve 2013/298 Esas, 2014/294 sayılı kararına karşı … Bakanlığı’nın 18.07.2014 tarih ve 2014/14844 – 49603 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02.09.2014 tarih ve 2014/283575 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede; Dosya kapsamına göre;
1) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesinde ” (1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hakimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur. (2) Derhal tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir. (3) Mahkeme veya çocuk hakimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi kararda gösterilir.” hükmü yer almasına rağmen, suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Kanunu’nun 35/1. maddesine göre sosyal inceleme raporu alınmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeden hüküm kurulmasında,
2) 19/11/2013 günlü duruşma tarihinde mağdurun 8 yaşından büyük olması ve bahse konu olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin bir delil bulunmaması da göz önüne alındığında, mağdurun yaşı nedeniyle dinlenilmesinden vazgeçilmesinde,
3) Bahse konu olayın tek tanığı olan …’ın suça sürüklenen çocuğun kasten hareket ettiğine dair bir beyanının olmadığı, suça sürüklenen çocuğunda ifadelerinde kasten hareket etmediğini belirttiği, tanığın ve suça sürüklenen çocuğun beyanından topun istenmesi sonucu katılanın olduğu yere atıldığının belirtilmesi karşısında eylem hakkında yanlış hukuki nitelendirme yapılarak karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. Maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.

Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Teblğinamedeki 3 no’lu bozma düşüncesine yönelik yapılan incelemede;
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen… Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; mahkeme sanığın basit yaralama suçundan 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 31/2, 62 ve 52. maddeleri gereğince cezalandırılması yoluna gitmiştir. Mağdur … .’ın adli raporunda; sağ ve sol 2. interpostal bölgelerde hassasiyet, ağrı, burun üstünde morarma, şişlik, sağ el bilekte hassasiyet, ağrı ve morluk bulunduğu, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderileceğinin belirtildiği, yaralanmanın futbol maçı sırasında top değmesi sonucu oluşmadığı, sanık tarafından kasten mağdura top atılması sonucu gerçekleştiği, sanığın da bu durumu kabul ettiği, mağdurun vücudunda meydana gelen yaralanmanın etkisi ve niteliği gözetildiğinde suç vasfının mahkemece kasten yaralama olarak nitelendirilmesi yerindedir. Açıklanan bu nedenlerle… Bakanlığının kanun yararına bozma talebini içeren talebi, …Çocuk Mahkemesinin 17/04/2014 tarihli ve 2013/298 esas, 2014/294 sayılı Kararının, takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nin 309. maddesi koşullarını taşımayan Kanun Yararına Bozma İsteğinin REDDİNE,
2)… Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen 1 ve 2 no’lu düşünceler yerinde görüldüğünden; …Çocuk Mahkemesinin 17/04/2014 tarihli ve 2013/298 Esas, 2014/294 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.