YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13467
KARAR NO : 2016/7271
KARAR TARİHİ : 25.04.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/08/1996-09/06/2006 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan …’in vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.08.1996 – 09.06.2006 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı işyerinde bildirilen hizmetinin olmadığı, davalı işyerinin 21.05.1994-31.05.1998 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, dava konusu dönemde davalı işyerinde kimlerin mükellef olarak bulunduğunun Vergi Dairesince araştırılması neticesinde düzenlenen 23.07.2007 tarihli Yoklama Fişi ile; 1.1.1996-31.12.1998 tarihleri arasında davalı …’in, 1.1.1999-31.12.1999 tarihleri arasında Şirketinin, 1.1.2000-5.5.2002 tarihleri arasında ‘ın ve 6.5.2002-31.12.2005 tarihleri arasında yine davalı …’in, 7.3.2006 tarihinden itibaren ise ‘in mükellef olduğunun tespit edildiği, davalı işverenin 03.03.2001-31.12.2005 tarihleri arasında kağıt ve karton toptan ticareti işinden vergi kaydı olduğu, dava konusu döneme ilişkin 1996/2-3, 1997/1-2-3 ve 1998/1-2. dönem bordrolarının getirtildiği, davacı ve davalı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı 01.08.1996- 09.06.2006 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitini talep etmekte olup, dava konusu dönemin bir bölümünde davalı işyerini işlettiği 23.07.2007 tarihli Vergi Dairesi Yoklama Fişi ile tespit edile Şirketi ve davaya dahil edilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının 01.08.1996 – 09.06.2006 tarihleri arasındaki sürenin tamamının tespitini istemesi karşısında, ihtilaflı dönemde işyerini işleten Şirketi ve ‘ın usulüne uygun olarak davaya dahil edilmeleri için davacıya süre vermek, bu işverenlerin savunmalarını ve delillerini bildirmelerini istemek ve ileri sürecekleri savunmalar da toplandıktan sonra işin esasına girilerek karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalılardan …’ e iadesine
25.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.