Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/14878 E. 2016/7625 K. 25.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14878
KARAR NO : 2016/7625
KARAR TARİHİ : 25.04.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Davacı 3. kişi vekili, 26/04/2013 tarihinde yapılan haczin müvekkiline ait fabrika alanı içerisinde yapıldığını, haczedilen tüm menkul mal ve makinelerin müvekkil şirkete ait olduğunu, aynı takip dosyasında 20/05/2013 tarihinde de haciz işlemi yapılarak yine toplam değeri 58.900 TL olan menkul malın ve makinelerin haczedildiğini tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, iddiaları kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, henüz ödeme emri tebligat işlemleri yapılmadan ihtiyati haciz kararı sonrasında başlatılan icra takibinde 26/04/2013 tarihinde “…” adresinde asıl dava konusu haciz işleminin yapıldığı, ticaret sicil kaydında borçlu … Mandıracılık Ltd. Şti’nin adresinin .. ” olarak gösterildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın haciz mahallindeki fabrikanın borçlu şirket tarafından işletilip işletilmemesi yönünde olduğu, davacının, fabrika alanının tamamen KOSGEB kredisi ile tefriş edilip makinaların bu kredilerle satın alındığını ve bu makinaların leasaing haklarının başka firmalarda olduğunu iddia ettiği, davalının ise iş yerinin borçlu şirkete ait olduğunu savunduğu, dosyaya sunulan KOSGEB kredisi ve bu kredinin öncesinde yapılmış olan işletme çalışmaları ile fizibilite raporlarına göre, haciz yapılan adresteki fabrikanın bu kredi ile inşaa edildiğinin anlaşıldığı, ticaret sicil kaydına göre davacı şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ olduğunu gösteren bir unsur bulunmadığı, davacı şirketin ortaklık yapısı irdelendiğinde, borçlu şirket ile arasında bağlantı olmadığının anlaşıldığı her iki şirketin ünvanının başında … ibaresinin bulunuyor olmasının her iki şirket arasında, doğrudan organik bir bağ olduğu anlamına gelmeyeceği, netice itibariyle, haczedilen menkul mal ve makinelerin davacı şirkete ait olduğu kanaatine varılarak asıl dava ile birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
./.
Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle davaya konu mahcuzlara ilişkin faturaların ve 2012-2013 yıllarına ait borçlu ve 3. kişi şirketin ticari defterlerinin getirtilmesi, ayrıca davacı 3. kişi tarafından dosyaya sunulan KOSGEB ile yapılan anlaşmaya ilişkin evrakların birlikte mali müşavir bilirkişiye tevdii edilerek, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı ve borcun doğum tarihi dikkate alınarak, söz konusu mahcuzların borcun doğumundan önce edinilip edinilmediği hususunda rapor aldırılması, bu rapor ve dosya içerisindeki tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.