YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6626
KARAR NO : 2016/5064
KARAR TARİHİ : 04.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müteveffa abone….’nın eşi olduğunu, abonelik sözleşmesinin geçerliliğini koruduğunu, aboneliğe ilişkin 1/6/2005-15/7/2010 tarihleri arasındaki döneme ilişkin borç bulunduğunu, davalının mirasçı olarak sorumluluğun devam ettiğini, ödenmeyen bedeller yönünden icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; borca konu yerle ilgisinin bulunmadığını, bu yerin bir çok kişi tarafından işletildiğini, başkalarının kullandığı su bedelinin kendisinden istendiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının yönetmelik gereği borçlarının ödenmemesine rağmen suyu kesmediği, bu durumun müterafik kusur teşkil ettiği, yasal faizin % 50’si oranında indirim gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.059,72 TL asıl alacak, 829,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.889,20 TL üzerinden itirazın iptaline, alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, su borcundan kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde, 62 fatura dönemi gibi uzun bir süre su tüketim bedeline esas faturaların ödenmemesine rağmen yönetmelik gereği elektriği kesmemesi davacı açısından müterafik kusur teşkil etse de, bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davacının beraatını gerektirmeyeceği gibi (tüketim bedeli olan ana borçtan) hukukî sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz ve müterafik kusur nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden indirimi gerektirmez. Olsa olsa davacının suyu kesmemesi dolayısıyla davacının müterafik kusuru nedeniyle, davalı açısından normal tüketim bedeli dışında gecikme zammından indirim sağlar. Davacının müterafik kusuru nedeniyle ana tüketim bedeli üzerinden indirim davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açar ki, bu da yukarıda bahsedilen usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil eder. Mahkemeler bir davadan başka bir dava üreten kurumlar olmadığı gibi hukukî uyuşmazlıkları nihaî olarak sona erdiren yargı mercileridir.
Alacaklı… idaresi, suyu zamanında kesmeyerek sözleşmede kararlaştırılan yasal faizin üzerinde bulunan gecikme cezasını talep etmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede gecikme zammı uygulanacağına ilişkin açık hüküm bulunmamaktadır. Yönetmeliğin açık hükmüne aykırı davranarak zararın artmasına -(yasal faizin üzerinde olan gecikme cezası miktarının artmasına)- kendi müterafik kusuru ile yol açan idarenin bu davranışının sonucuna katlanması gerekir. Ancak ceza miktarı indirilirken de yasa tarafından maktu olarak hiçbir ispata gerek olmaksızın varlığı kabul edilen yasal faiz oranının da dikkate alınması gerekir. Bu yapılacak indirim sonucu istenebilecek oranın yasal faiz oranından aşağı olamayacağı göz önünde bulundurularak sonuca gidilmelidir. Zira kanun koyucu alacağını geç alan alacaklının zararının yasal faiz kadar olduğunu kabul ederek düzenleme yapmış ve bu oranın ispatını gerekli görmediği gibi; borçluya zararın bu orandan daha az olduğunu ispat etmesi halinde yasal orandan daha düşük faiz oranından sorumlu olacağına dair bir düzenleme de getirilmemiştir.
Hal böyle olunca; mahkemece, davalının suyu kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bunun da ancak davacı için gecikme zammından indirim sağlayacağı, bu indirimin de en fazla yasal faiz kadar olacağı, abonelik sözleşmesinden gecikme zammı uygulanacağına ilişkin açık hüküm yer almadığı, bu nedenle dava konusu olayda davacının müterafik kusuru nedeniyle yasal faizde indirim yapılmadan karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.