Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/5323 E. 2016/5094 K. 04.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5323
KARAR NO : 2016/5094
KARAR TARİHİ : 04.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(TÜKETİCİ) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin tuğla imalatına ilişkin ticari faaliyette bulunduğunu, 06/2011-07/2012 fatura dönemleri arasında davalı tarafça yersiz olarak tahsil edilen (fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı) 13.109,65 TL kayıp kaçak bedelinin müvekkili şirketin ticari bir işletme olması nedeniyle banka reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; tarifelerin uygulanmasının lisans sahibi şirketler tarafından yasal zorunluluk olduğu, şirketlerin tarifeyi değiştiremeyeceği ve düzenlenen tarifeler kapsamında belirlenmiş bir bedeli tahsil etmeme durumunun bulunmadığı tarifelere uyma yükümlülüklerinin bulunduğu ve bu nedenle kayıp kaçak bedelinin perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer aldığı, söz konusu kayıp kaçak bedelini…’nın belirlediği, bu konuda alınan kurul kararının tüm tüzel ve gerçek kişileri bağlayacağı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun “Amaç” başlıklı 2.maddesinde “Bu kanunun birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiş, yasanın 3.maddesinde “Tüketici; mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder” şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için Yasanın amacı içerisinde 3.maddede tanımları verilen satıcı ve tüketici arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış veya yapılmamış olsa bile re’sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Somut olayda, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinin, tacir olan davacı şirketin ticari faaliyetleri için elektrik tedarik etmek üzere aktedildiği anlaşıldığından, davacı tüketici tanımına uymadığı gibi olayda 4077 sayılı kanun hükümlerinin de uygulanması mümkün değildir. Bu duruma göre, uyuşmazlığın çözümü ticaret mahkemelerinin görevi içerisindedir.
Hal böyle olunca, yargılamanın genel hükümlere göre Ticaret Mahkemesi sıfatı ile yapılması gerekirken, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla işin esası hakkında yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre, davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.