Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/5010 E. 2016/5661 K. 12.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5010
KARAR NO : 2016/5661
KARAR TARİHİ : 12.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının fiili kullanıcı olarak tükettiği su borcunu ödememesi nedeniyle hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, halen yürürlükte olan şehir ve kasabalarda su satışı nizamnamesinin 71.maddesindeki “bir gayrimenkulün yeni şagili kendisi adına abone sözleşmesi akdetmek zorundadır, bunu yapmadığı takdirde kullanmış olduğu suyun bedelinden idareye karşı mesuldür” şeklindeki düzenlemesiyle fiili kullanıcıların hukuki sorumluluğunun dayanağının açıklandığını belirterek, davalının 33. İcra Müdürlüğünün 2011/528-E. Sayılı icra dosyasına vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanında ise davalı kuruma kayıtlı aboneliğinin olmadığını, dava konusu su borcunun tahakkuk ettirildiği adres olan … bulunan çay ocağını 2008 yılı başında satın aldığını ve kendisinin yalnızca kendi kullandığı dönem ile ilgili borcunu ödemek istediğini, 2008 yılından önceki borçtan sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davalının 33 icra Müdürlüğünün 2011/528 esas sayılı icra takip dosyasındaki asıl alacağa itirazının 7.226,28 TL üzerinden kısmen iptaline, işlemiş faize itirazının iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden ve takip talebinde yazılı şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, itirazın iptal edilen kısmı üzerinden %40 icra inkar tazminatı olan 5.762,35 TL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, fiili kullanıcı olan davalının, takıp konusu su faturası borcundan (olağan ve kaçak tüketimine dayalı) sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosyada mevcut belgelerin incelenmesinde; davacı kurum ile davalı arasında abonelik sözleşmesi bulunmadığı, belirtilen adreste dava dışı….’e ait 96616-8 nolu su aboneliği bulunduğu, davacı kurum tarafından belirtilen adresteki su kullanımı nedeniyle olağan tüketim faturası ve kaçak tüketim faturası olmak üzere borç tahakkuk ettirildiği, bu borcun 33. İcra Müdürlüğünün 2011/528-E. sayılı dosyasında 7.233,36 TL asıl alacak ve 7.179,61 TL gecikme cezası olmak üzere 14.412,97 TL toplam borç olarak icra takibine konulduğu ve takip talebinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda yasal faiz talep edildiği, davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğu, davalının duruşmadaki beyanları ile dava dışı üçüncü kişi adına su aboneliğinin bulunduğu bu taşınmazı 2008 yılında beri fiili olarak kullandığını belirtilmesine karşın davalı kuruma sunmuş olduğu 23.02.2010 tarihli dilekçesinde ise bu adreste tesis edilmiş olan 96618-8 nolu aboneliğe ilişkin herhangi bir dönem belirtmeksizin tahakkuk ettirilen 11.541,00 TL’lik tüm borçtan sorumlu olduğunu kabul ettiği ve bu borcunu 30 ay taksitler halinde ödemek istediğini belirttiği anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında düzenlenen 27.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda …-1 adresindeki aboneliğin dava dışı…. adına tesis edildiği ve bu kişiyle abonelik sözleşmesi imzalanmış olduğu, davacı kurum tarafında dosyaya sunulan fatura ve belgelerin incelenmesinde bu aboneliğe ilişkin olarak 2001 yılının 12. Ayından 2010 yılının 6. Ayına kadar toplam 5.025,31 TL normal su kullanım bedeli, 2003 yılının 10. Ayından 2010 yılının 6. Ayına kadar 2.200,97 TL kaçak su kullanım ve damga mühür bedeli borcu ile ödenmeyen her bir fatura dönemi için Yönetim Kurulu’nun belirlediği aylık gecikme cezası oranı uygulanmak suretiyle toplam 7.866,81 TL gecikme cezası ve KDV borcu bulunduğu belirtilmiş ve mahkemece bu bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulmuştur.
Ancak Tarifeler Yönetmeliği’nin 43. maddesinde abonelerin borçlarını faturanın son ödeme tarihine kadar ödememesi halinde gecikme zammı ilave edileceği düzenlemesi ile açıkça davacı kurum ile arasında bir abonelik sözleşmesi imzalanmış olan kişilerden (abonelerden) gecikme zammı tahsil edilebileceği belirtilmiş olup, davalı ile davacı kurum arasında bir abonelik sözleşmesi bulunmadığına göre ödenmeyen fatura borçları için davalının gecikme zammından sorumlu tutulamayacağı açıktır. Kaldı ki takibe konu borcun kapsamında kaçak su borcu da talep edilmiş olup, Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre kaçak elektrik, su ve doğalgaz kullanımlarında 6183 sayılı Kanunun 51. maddesinde belirtilen (oranda) gecikme cezası uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Buna göre, fiili kullanıcı olan davalı hakkında yukarıda açıklandığı üzere 33.İcra Müdürlüğünün 2011/528-E. sayılı dosyası ile 7.233,36 TL asıl alacak ve 7.179,61 TL
gecikme cezası olmak üzere toplam 14.412,97 TL üzerinde icra takibi başlatıldığı, her ne kadar davalı taraf bu taşınmazı 2008 yılından itibaren kullandığını belirtmiş olsa da, kuruma vermiş olduğu 23.02.2010 tarihli dilekçesinde bu aboneliğe ilişkin fatura borcunu herhangi bir süre ve bedel sınırlaması yapmaksızın 11.541,00 TL olarak (o döneme kadar işlemiş tüm fer’ileri ile birlikte) kabul ettiği, bu bedelin davacının açık kabulü ile tartışmasız hale geldiği, buna göre gecikme zammından sorumlu tutulamayacak olan davalı hakkında, asıl alacak olarak davacı tarafça takibe konulan miktarın ise; 7.233,36 TL olduğu göz önüne alındığında, mahkemece 7.233,36 TL’lik asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek sureti ile itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, davalının gecikme zammından sorumlu tutulamayacağı hususu değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.