YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18075
KARAR NO : 2016/6633
KARAR TARİHİ : 27.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili olan davacı ile davalılar arasında, piyasadaki atölyelerden odun tozu toplayıp pazarlamak amacıyla adi ortaklık kurulduğunu, küçük bir iş olması nedeniyle teamül gereği yazılı sözleşme düzenlenmediğini, yapılan iş sonucunda elde edilen kârın ½’sinin müvekkiline verildiğini, ancak ortaklık konusu işin büyümesi nedeniyle tarafların arasının açıldığını ve davalıların müvekkiline kâr payını ödemediklerini ileri sürerek; taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi ile müvekkiline ait sermaye ve kâr payından şimdilik 25.000TL’nin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilleri arasında iddia edildiği gibi bir adi ortaklık kurulmadığını bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; adi ortaklık ilişkisinin varlığını ileri süren davacı tarafın bu iddiasını yazılı delil ile kanıtlayamadığı, delil olarak ileri sürülen ajandanın ise ortaklık ilişkisine dair bir bilgi içermemesi nedeniyle yazılı delil başlangıcı kabul edilemeyeceği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.06.2014 tarih 2014/4650 E.-10161 K.sayılı ilamı ile; ”… ufak çaplı olarak başlayan odun tozu toplanması ve pazarlanmasına ilişkin ortaklıklarda yazılı sözleşme yapılmamasının teamül gereği olduğunu ileri süren davacının bu iddiası, usulünce araştırılıp gerektiğinde bilirkişi görüşüne başvurulmalı ve ortaya çıkacak sonuca göre tanık dinlenip dinlenmemesine karar verilerek uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır…” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonunda; yine davacı tarafın davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep(kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz.
Bozulan bir hükmün, bozma sebepleri dışında kalan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle; kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Zira, kesinleşmiş olan kısımlar, lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
HUMK 293/4.(HMK’nun 203/2)maddesinde açıklanan durumun varlığı halinde de ayrık olarak tanık dinlenmesine imkan tanınmıştır. HUMK 293/4.(HMK’nun 203/1-b) maddesi gereğince (Halin icabına ve iki tarafın vaziyetlerine nazaran senede zaptı müteamil olmayan muamelelerde) tanık dinlenmesi mümkün olmaktadır. Bu hükmün sonucu olarak bir bölgede halin gereklerine, tarafların durumlarına göre herhangi bir hukuki işlemin devamlı olarak senede bağlanmamasının adet haline gelmesi ve bu hususun zaman içinde herkesçe uyulmak suretiyle kararlı bir nitelik kazanmış bulunması ve aynı zamanda kamuoyu tarafından da belirtilen teamüle inanılmış olması halinde tanık dinlenebilir.
Geleneğin öteden beri var olduğunun tesbiti içinde Mahalli…,.., Belediye gibi kuruluşlardan soruşturulması ve uzman bilirkişi kurulunun da görüşünün alınması gerekir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak Bolu ve Düzce Emniyet Müdürlüğü’ne yazılarak teamülün olup olmadığı araştırılmış ise de, araştırma eksik incelemeye dayalıdır.
Öyle ise, mahkemece; işin niteliği tarafların durumu ve ilişkileri gözetilerek aralarındaki adi ortaklığın devamlı surette senede bağlanmaması hakkında istikrarlı ve toplumca inanılmış bir adet olup olmadığı, …Belediye gibi kuruluşlardan sorulması ve ondan sonra oluşturulacak uzman bilirkişi kurulunun da görüşü alınarak rapor içeriğine göre tanık dinlenip dinlenemeyeceği belirlenmelidir. İnceleme sonucunda olayda tanık dinlenebileceği sonucuna varıldığında tanık beyanları değerlendirilmek suretiyle, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.