Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/5404 E. 2016/6744 K. 28.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5404
KARAR NO : 2016/6744
KARAR TARİHİ : 28.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların su borçlarını ödemediklerini belirterek; … numaralı sözleşmeden kaynaklanan toplam 30.380,32 TL alacağın, dava tarihi itibariyle, ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar; davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 7.682,46 TL alacağın, dava tarihi olan 12.01.2007 tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 4.080,05 TL alacağın, dava tarihi olan 12.01.2007 tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte…den tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın temyiz incelemesi Dairemizce yapılmış, 18.06.2014 tarih, 2014/2121 E.; 2014/9833 K. sayılı ilamla, davalı … şirketi yönünden, kaçak süresinin tespiti ile geriye dönük ek tahakkukun gerekip gerekmediği hususunda üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece; bozma ilamına uyulmuş, davanın kısmen kabulü ile; 3.312,30 TL’nin dava tarihi itibariyle işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, 8.950,30 TL’nin dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı…’den tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; su aboneliği sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davalı … şirketinin1995 yılından itibaren davacı şirketin su abonesi olduğu, abonelik sözleşmesini iptal ettirmeden aboneliğin tesis edildiği gayrimenkulden ayrıldığı, 25.10.2002 tarihinden 16.01.2004 tarihine kadar suyu fiili olarak dava dışı …. kullandığı, 16.01.2004 ile 28.10.2004 tarihleri arasında davalı…ı şirketinin kullandığı anlaşılmaktadır.
Bozma ilamı gereğince üçlü bilirkişi heyetinden alınan 02.02.2015 tarihli raporda; abonenin, başkaları tarafından kullanılan kaçak su bedelleri ile bunlara ait gecikme cezalarından sorumlu olmadığı ifade edilerek; davalı … ile davalı..şirketinin birlikte 3.312,30 TL’den, davalı … şirketinin 8.450,30 TL’den, dava dışı Pozitif Reklam Şirketinin 18.617,71 TL’den sorumlu olduğu rapor edilmiş, mahkemece; bu rapor hükme esas alınarak; yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu bağlamda temyize konu uyuşmazlık; aboneliği iptal ettirmeyen abonenin, 3.kişinin kaçak su kullanımından dolayı sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Kaçak su kullanımından dolayı kaçak su kullanan kişinin haksız fiil hükümlerinden kaynaklanan sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak bu sorumluluk, abonenin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ve sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe, o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur.
Kaçak su kullanımdan dolayı hem abone hem de fiili kullanıcı müteselsilen sorumlu oldukları için alacaklı, alacağını, sorumluların tamamından isteyebileceği gibi birinden de isteyebilir. (HGK 27.04.2011 Tarih, 2011/19-104 E.; 2011/239 K.)
Hal böyle olunca mahkemece; aboneliği iptal ettirilmedikçe, fiili kullanıcının eyleminden doğan kaçak su bedelinden abonenin de kullananla birlikte müteselsilen sorumlu olacağı kabul edilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu ilkeye aykırı olarak tesis edilmiş bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.