Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/12661 E. 2016/6738 K. 28.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12661
KARAR NO : 2016/6738
KARAR TARİHİ : 28.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı … vekili dava dilekçesinde; davalıların davaya konu taşınmazla ilgili müvekkili aleyhine kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davası açtıklarını, davanın kabulüne ilişkin hükmün 26.05.2008 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin kamulaştırmasız el atma bedeli olarak 144.300,00 TL’yi 01.09.2008 tarihinde ödediğini ancak taşınmazın bulunduğu alanda…Bölge Müdürlüğünce kamulaştırma yapılıp, taşınmazın… adına tescil edildiğini, böylece ödenen kamulaştırmasız el atma bedeli kadar davalıların sebepsiz zenginleştiklerini belirterek; 144.300,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin kötüniyetli olmadığını, mahkeme kararını zamanında tapuya tescil ettirmeyen davacının mevcut duruma kendisinin sebebiyet verdiğini, davacının dava tarihinden önceki döneme ilişkin faiz talebinin de yersiz olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde görüldüğü, davacının durumu 08.01.2010 tarihinde öğrendiği, davanın bir yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 23.11.2012 tarihinde açıldığı, ayrıca, tazminat davasının 26.05.2008 tarihinde kesinleştiği, mahkeme kararı tapuya işlenmemiş olsa bile mülkiyetin davacıya geçtiği, daha sonra açılan tespit ve kamulaştırma davasında 13.11.2009 tarihinde Hazine adına tescil yapıldığı, davacının taşınmazdaki 81 m2’lik kısmın mülkiyetini 26.05.2008 tarihinde kazandığı, bu durumda davalılara husumet yöneltmesinin söz konusu olamayacağı, davacının,… aleyhine dava açması gerektiği, zamanında terkin yaptırmayan davacının kusurlu olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda mahkemece; hem davalı tarafın zamanaşımı def’in yerinde görüldüğü belirtilmiş hem de taşınmazın 81 m2’lik kısmının mülkiyetini davacının 26.05.2008 tarihinde kazandığı, bu durumda davalılara husumet yöneltilmesinin söz konusu olamayacağı, zamanında terkin yaptırmayan davacının kusurlu olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Görüldüğü üzere dava, hem zamanaşımı hem de esasa yönelik sebeplerle reddedilmiştir. Oysa ki; zamanaşımı def’i, davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Zamanaşımı hususu incelenip, davalının zamanaşımı def’i reddedilmeden, davanın esasına yönelik bir inceleme yapılamaz. Davanın usulden reddi, davanın esasının incelenmesine engel teşkil eder.
Bu bağlamda mahkemece; davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde görüldüğü belirtildikten sonra esasa yönelik red sebeplerinin gerekçeli kararda tartışılması doğru görülmemiştir.
Diğer taraftan, 818 sayılı BK 66.maddesinde sebepsiz zenginleşme davasının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 1 yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.
Sebepsiz zenginleşmeye dayanan alacak davalarında; bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı kamu kurumlarında, dava açılmasına emir vermeye yetkili makamın öğrenme gününden işlemeye başlar. (HGK 25.06.2013 tarih; 2003/4-422 E, 2003/439 K)
Her ne kadar mahkemece, davacı idarenin olayı 08.01.2010 tarihinde öğrendiği kabul edilmiş ise de, 08.01.2010 tarihinin dava açılmasına emir vermeye yetkili makamın öğrenme tarihi olup olmadığı üzerinde durulmamış, eksik incelemeyle hüküm tesis edilmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece; dava açma konusunda emir vermeye yetkili makam ve bu makamın fiil ve zararı öğrenme tarihi belirlenip, bu tarihten itibaren zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hususu üzerinde durularak, zamanaşımı süresinin dolduğu kanaatine varılması halinde işin esasına girilmeksizin, yalnızca zamanaşımı yönünden bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.