Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/18441 E. 2016/6829 K. 28.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18441
KARAR NO : 2016/6829
KARAR TARİHİ : 28.04.2016

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki Kanal Katılım ve Şebeke Hisse Bedelinin İadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının su abonesi olmak amacı ile davalı kuruma müracaat ettiğini, kendisinden kanal katılım ve şebeke hisse bedeli adı altında 2.117,44 TL talep ve tahsil edildiğini, bu bedelin fahiş ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ile tahsil edilen 2.117,44 TL’nin yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hüküm, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 10.09.2013 tarih ve 2013/9013 Esas- 2013/12428 Karar sayılı ilamı ile; “….davalı tarafça yeni kanalizasyon ve içme suyu tesisleri yapıldığı veya mevcutların iyileştirilmesi yapıldığı taktirde davalının tesislerin hizmet edeceği saha dahilindeki gayrimenkul sahiplerinden yönetmelikte belirlenen ilkelere göre su ve kanalizasyon tesisleri katılım payını talebe hakkı vardır. Ancak bu katılım payı davalı tarafça hizmet götürülmesi koşuluna bağlı olarak alınır. Bu durumda hizmet götürüldüğünün davalı tarafça kanıtlanması halinde davacı katılım payının yüklenici veya kendisi tarafından ödendiğini kanıtlamakla yükümlüdür.
Davacı kendisinden istenilen kanal katılım ve şebeke hisse bedelinden sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Bilirkişi mimar Sümer Demir tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda seçenekli görüş sunulmuş; davacının 1.901,53 TL sorumlu olduğu belirlenmiş, dava tarihinden sonra tarifeler yönetmeliğinin 39.maddesi iptal edildiğinden bu bedelin davacıdan tahsil edilmemesi gerektiği ileri sürülmüştür. Mahkemece, taşınmazın yapı kullanma belgesi alındıktan sonra davalı idarenin taşınmazın bulunduğu yerde herhangi bir çalışmasının olmadığı, yeni bir kanalizasyon ve içme suyu tesisi yapılmadığı veya mevcut hatların iyileştirilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre davalı tarafça hizmet götürüldüğü kanıtlanmış ise; iskan öncesi ve sonrası ayrımı yapılmaksızın hizmetten yararlanan davacı kanal katılım ve şebeke hisse bedelinden sorumlu olur; aboneliğin iskan tarihinden sonra olmasının; iskan tarihinden sonra yeni hizmet sunulmasının bir önemi bulunmamaktadır.
Tarifeler Yönetmeliğinin 39.maddesi dava tarihi itibari ile yürürlükte olup, iptale ilişkin mahkeme kararı kesinleşmediğinden mahkemenin bu yöndeki gerekçesi de isabetli bulunmamıştır.
Bu nedenlerle mahkeme, davacının kanal katılım payı ve şebeke hisse bedelinden sorumlu olduğunun kabulü ile bilirkişi raporu da dikkate alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, ….” gerekçesi ile bozma konusu yapılmıştır .
Mahkemece; bozma kararına uyulması neticesinde yapılan yargılama sonucu, -Davanın kısmen kabulüne- kısmen reddine, 2.009,79.-TL nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 87. ve 88.maddeleri ile bunlara paralel olan Tarifeler Yönetmeliğinin 39.maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde davalının yeni kanalizasyon ve içme suyu tesisleri yapılmış veya mevcutların iyileştirilmesi yapıldığı takdirde, tesislerin hizmet edeceği saha dahilindeki gayrimenkul sahiplerinden yönetmelikte belirtilen ilkelere göre su ve kanalizasyon tesislerine katılım payı isteme hakkı vardır. Ancak, bu katılım payı davalı tarafça hizmet götürülmesi koşuluna bağlı olarak alınır. Bunun miktarının nasıl belirleneceği eldeki davada uyuşmazlık konusudur.
Katılım paylarının hesabına ilişkin Tarifeler Yönetmeliğinin 39/2. maddesinde formül bulunmakta olup formülde -T- olarak simgeleştirilen “gayrimenkulün yararlanacağı su ve kanal hattına metre/tül maliyeti”nin, yine aynı maddenin 5.fıkrasındaki uygulanacağı yılın ve Belediye Gelirleri Kanununun 89.madde/a-son cümlesindeki “Bayındırlık birim fiatlarını geçemez” ifadeleri birlikte değerlendirilerek abonelik başvurusunda bulunulan tarihteki Bayındırlık birim fiyatları üzerinden alınması ve hesabın ona göre yapılması gerekir.
Hesaplanan miktarın abonelik başvurusunun yapıldığı tarihteki binanın emlak vergi beyanındaki değerinin %2’sini aşmamak kaydıyla hüküm altına alınması gerekir.
Dava konusu konuta ilk kez abone olunduğu, ilk kez abone olan kişiden kanal katılım ve şebeke hisse bedeli istenmesinde yasaya bir aykırılık bulunmadığı, davalı idarenin konutun bulunduğu bölgeye alt yapı hizmetlerini götürdüğü; bu nedenle davacının kanal katılım ve şebeke hisse bedelinden sorumlu olduğu, mahkemenin de kabulündedir.
Ne var ki, mahkemece; abonelik tarihi sonrasında 2. Vergi Mahkemesince iptal edilen Tarifeler Yönetmeliğinin 39. maddesi sonrası yeni uygulanan hesaplama yöntemine göre hesaplanan miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bahsi geçen 2.Vergi Mahkemesinin 2011/543 Esas- 2012/963 Karar sayılı kararı 02/05/2012 tarihlidir. Oysa, somut olayda abonelik tarihi 11.05.2011 olup, bu tarihteki koşullara göre uyuşmazlık değerlendirilmelidir.
Tarifeler Yönetmeliğinin 39.maddesi abonelik tarihi itibari ile yürürlükte olup, iptale ilişkin mahkeme kararı kesinleşmediğinden mahkemenin, anılan yönetmelik maddesinin iptali sonrası Yönetim Kurulunun 04.07.2012 tarih ve 164 sayılı kararına göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar etmesi isabetli bulunmamıştır.
Hal böyle olunca; mahkemece, abonelik başvuru tarihinde yürürlükte bulunan Tarifeler Yönetmeliğinin 39.maddesinde öngürülen, formülde belirtilen birim değerler gözetilerek; bilirkişi raporu alınarak sonucu dairesinde bir hüküm verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda ve yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak kurulan hükümde isabet görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.