Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/1877 E. 2016/8673 K. 11.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1877
KARAR NO : 2016/8673
KARAR TARİHİ : 11.05.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Davacı 3. kişi vekili, müvekkili şirketin borçlu şirket ile bir ilgisinin olmadığını, haczedilen malların müvekkili şirkete ait olduğunu, müvekkili şirketin iştigal konusu ile adresinin borçlu şirketten farklı olduğunu iddia ederek istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasını, alacaklının mekullerin değerinin %15’inden az olmamak üzere tazminata mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz adresinin borçlu şirketin ticaret sicil adresi iken takipten ve hacizden sonra bu adresten ayrıldıklarını, borçlulardan …’ün borçlu şirketin yetkilisi olup, aynı zamanda davacı şirket yetkilisi …’ın kayınbiraderi olduğunu, davacı şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ olduğunu, istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemlere dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, dinlenen tanık beyanlarına, ticaret sicil kayıtlarına ve dosyada mevcut tüm bilgi ve belgelere göre borçlu ve 3. kişi şirketlerin aynı adreste, ancak farklı kapı numaralarında ayrı ayrı faaliyet gösterdikleri, faaliyet konularının ve ortaklarının farklı olduğu, şirketler arasında herhangi bir organik bağ tespit edilemediği, İİK 97/a maddesinde belirtilen mülkiyet karinesinin, 3. şahıs lehine olduğu, davalı alacaklının karinenin aksini kesin ve inandırıcı kanıtlarla ispatlayamadığı haczedilen menkullerin 19.06.2013 tarihinde 21 500 TL bedelle satıldığı, İİK’nun 97/9 maddesi uyarınca davanın konusunun satış bedeline dönüştüğü gerekçesiyle, satış bedeli olan 21,500 TL nin davalı alacaklıdan alınıp, 3. kişi davacıya verilmesine ve davalı alacaklının satılan mallar bedelinin %15’i oranında tazminata mahkumiyetine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı olarak 3. kişinin açtığı istihkak talebine ilişkindir.
.//..

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Üçüncü kişi yararına tazminata hükmolunması için, davanın kabulü yanında, istihkak iddiasına itiraz eden alacaklının kötü niyetinin gerçekleşmesi zorunludur. Buradaki kötü niyetten maksat, haciz sırasında mahcuzun davacıya ait olduğu, alacaklı tarafından bilindiği halde, kötü niyetli olarak haczin tatbikinin talep edilmesidir. Alacaklı, üçüncü kişi ile borçlu arasındaki işlemlere yabancı olduğundan, istihkak iddiasına itiraz etmesi, tek başına alacaklının kötü niyetli olduğunu göstermez. Somut olayda, özellikle davacı 3. kişi ile davalı borçlunun faaliyet adreslerinin organik bağa işaret etmeyecek, ancak karışıklığa yol açacak şekilde yakın olması hususu da nazara alındığında alacaklının kötü niyetli olarak haciz talep ettiğinden söz edilemez. Buna göre, İİK’nin 97/15. maddesinde aranan yasal şartlar oluşmadığından davalı alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi hatalı olmuştur.Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin tazminata yönelik temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 1. bendindeki “… davalı alacaklının satılan mallar bedelinin %15’i oranında tazminata mahkumiyetine,” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak, yerine “… davacının tazminat talebinin reddine” ibaresinin yazılmasına hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA ve taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 603,15 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 11.05.2016 taihinde oybirliğiyle karar verildi.