Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2015/5970 E. 2016/3123 K. 18.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5970
KARAR NO : 2016/3123
KARAR TARİHİ : 18.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiracılık sıfatının tespiti davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracılık sıfatının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir
Antalya ili Kemer ilçesi 115 ada 20 parsel de kayıtlı taşınmaz üzerinde … adına 49 yıllığına irtifak hakkı tescil edilmiştir. Bu şirketin 04.03.2003 tarihinde iflasına karar verilmesi üzerine parsel üzerindeki irtifak hakkı ve üzerindeki villalar ihale ile 15.05.2009 tarihinde davalı …Ş. ye satılarak bu şirket adına 11.03.2010 tarihinde 49 yıllığına irtifak hakkı tescil edilmiştir. Davalı … taşınmazın irtifak hakkını satın aldıktan sonra villalarda oturan davacılar . . mirasçıları hakkında İİK.nun 135/2 maddesine göre tahliye emri gönderilmesini sağlamıştır. Tahliye emri gönderilmesi üzerine davacılar vekili 09.08.2010 tarihli dava dilekçesinde ihale ile satılan 115 ada 20 parsel üzerinde bulunan ” … ” nolu villa konusunda önceki malik …ile müvekkillerinin murisleri arasında 22.10.2002 tarihli mülk kullanım sözleşmesi imzalandığını, davacıların murisinin vefat ettiği, 16.07.2006 tarihine kadar faydalandığını ve kesintisiz kullandığını, ayrıca Kiriş World olarak tanımlanan işletmenin tüm tesislerinden de faydalandığını, 09.03.2009 tarihli açık artırma şartnamesinde açıkca 44 villanın eşyalı olarak kullanıldığının tesbit edildiğini, davalı şirketin açık artırma ilanını görerek ihaleye o şekilde girip aldığını, davalı şirketin tek yetkilisi . ..’nun da aynı yerde villası olup komşu olduklarını, Hüseyin Gündoğdu’nun başından beri müvekkilinin burada hak sahibi olduğunu bildiğini, davacıların kiracılığının iflastan ve satıştan öncesine dayandığını, davacının tahliyesinin istenmesinin mümkün olmadığını belirterek taşınmazda davacıların fuzuli şagil olmadığının ve tüm tesislerde kullanma hakkının bulunduğunun ve tahliye etmek zorunda bulunmadığının tespitini talep etmiştir. Davacı delil olarak 22.10.2002 tarihli önceki malikle yapılan 38 yıllık mülk kullanım sözleşmesine dayanmıştır. Taşınmazın satılması halinde taşınmazda oturan kiracı hacizden önceki bir tarihte kiracı olduğunu iddia ediyorsa bu iddiasını İİK.nun 135/2 maddesinde belirtildiği şekilde resmi belgelerle ispat etmelidir. Ancak taşınmaz alıcısının başından beri kiracı olduğunu bildiğini ve kiracılığını kabul ettiğini iddia ediyorsa bu iddiasını genel mahkemede açacağı menfi tesbit davasında tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabilir. Davacı dava dilekçesinde davalı şirket sahibi ve yetkilisi olan . ..’nun da aynı yerde villası olduğunu ve komşuluk yaptıklarını başından beri kendisinin kiracı olduğunu bildiğini belirtmiş bu konuda tanık dinletmiştir.
./..
Dinlenilen davacı tanıkları şirket yetkilisinin aynı yerde villasının bulunduğunu, sözleşmenin başından beri davacıların ve murislerinin kiracı olarak oturduğunu bildiğini beyan etmişlerdir. Öte yandan 09.03.2009 tarihli açık artırma suretiyle gayrimenkul ve irtifak hakkının satış ilanında 20 sayılı parsel üzerinde bulunan 44 adet villanın tamamına yakınının yabancılar tarafından irtifak hakkı süresince kiralandığı ve fiilen eşyalı olarak kullanıldıkları tespit edilmiş ve bu şekilde satılacağı ilan edilmiştir. Davalı şirketin temsilcisinin . .. olduğu ve aynı yerde 02.08.1999 düzenleme tarihli 99 yıllık mülk kullanım sözleşmesi bulunduğu ve davalı şirket adına ihaleye şirket temsilcisi olarak . ..’nun girdiği anlaşılmaktadır. Uzun süre kiracılarla komşuluk yapan şirket temsilcisi .. . ihale şartnamesinde yabancı kişilerin kiracı olduğunu bilerek ihaleye girip satın aldığına göre hacizden önce davalı şirketin burada davacıların kiracı olarak oturduğunu bildiğinin kabulü gerekir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonunda davacıların, hacizden ve satıştan önce dava konusu taşınmazda kiracı olduğu ve bu durumun davalı tarafça bilindiği kanıtlanmış olmakla davacıların kiracı olduğunun tespiti yönünde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.