Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/5630 E. 2016/6709 K. 13.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5630
KARAR NO : 2016/6709
KARAR TARİHİ : 13.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVALILAR: …, …
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Alacak

… ile … ve birleşen davalılar … ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil, alacak davasının ve birleşen davaların reddine dair … Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de duruşma isteğinin pul yokluğundan reddine karar verilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … … vekili, asıl dava dilekçesinde mal rejiminin tasfiyesi ile davalı adına kayıtlı taşınmazların 1/2 hissesinin davacı adına tescilini, olmadığı takdirde bedellerinin tahsiline karar verilmesini; birleşen davalarda da, davalının adına kayıtlı taşınmazları diğer davalılara muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek taşınmazlar ile ilgili muvazaalı satışların iptali ile her taşınmazın mülkiyetinin 1/2’sinin davacı adına tescilini veya bu kadar bedelin davacıya ödenmesini talep etmiştir.
Davalılardan … vekili, davaların reddini savunmuştur.
Davalılardan … ise, dava konusu taşınmazları diğer davalı …’e iade ettiğini, taşınmazlarla bir ilgisinin kalmadığını belirtmiştir.
Davalılardan … ise, davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece asıl dava, taraflar arasındaki evlilik birliğinin devam ettiği ve mal rejiminin sona ermediği dolayısı ile davanın görülebilirlik koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle; birleşen davalar ise, davacının muvazaa istemine dayalı tescil ve bedel davasını açmakta hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 225.maddesine göre; mal rejimi, eşlerden birinin ölümüyle, başka bir mal rejiminin kabulüyle, mahkemece boşanmaya, evliliğin iptaline veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesiyle sona erer. Yargıtay’ın ve Dairemizin sapmaksızın devam eden uygulamalarına göre, mal rejiminin tasfiyesi ile alacak hakkında bir karar verilmesi için eşler aralarındaki mal rejiminin sona ermesi gerekir. Başka bir anlatımla, şahsi hak niteliğindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkının dava konusu yapılabilmesi için muaccel (istenebilir) hale gelmesi gerekir, bu da mal rejiminin sona ermesi ile gerçekleşir.
Mal rejiminin sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşuludur. Mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince (6100 s.lı HMK’nun 30. m) bekletici mesele yapılmalıdır.
Tasfiye davasında, mal rejiminin sona ermemiş ve sona erdirecek davanın da henüz açılmamış olduğunun anlaşılması durumunda ise davanın görülebilirlik ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı ile davalı …’ün boşanmalarına ilişkin, … Başlangıç Mahkemesi’nin kararı, … Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 15.12.2011 tarihinde kesinleşen kararı ile tanınmış ve mal rejiminin tasfiyesi davasının görülebilirlik ön koşulu oluşmuştur.
Davacı asıl davada, terditli olarak mal rejiminin tasfiyesi ile taşınmazlara ilişkin tapu kaydının 1/2’sinin iptali ile adına tescilini, bu isteklerin yerinde görülmemesi durumunda, 100.000-TL tasfiye alacağının tahsilini; birleşen … sayılı dava dosyalarında ise, davalı eş … tarafından, diğer davalılar … ve …’e muvazaalı olarak yapılan devirlerin iptali ile 1/2 oranında adına tescilini veya bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Davacı tarafın iddiasının ileri sürülüş şekline göre talebi, mal rejiminin tasfiyesi ile tasfiye alacağı karşılığında öncelikle, tapunun yarı payının iptali ile adına tesciline, bu isteklerin yerinde görülmemesi durumunda bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesi isteğine ilişkindir. Eşler arasındaki evlilik, yabancı mahkeme tarafından verilen boşanma kararının … Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nce verilen tanıma kararı ile sona erdiğinden, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanıp oluşacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eşlerin boşandıkları göz ardı edilerek yasaya ve dosya içeriğine aykırı olarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Birleşen davalılar … ile … karar başlığında gösterilmemişlerse de; adı geçenlere karar tebliği yapılmış olup bu husus mahal mahkemesince tamamlanabilecek maddi hata niteliğinde görüldüğünden ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 13.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.