YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27140
KARAR NO : 2016/5809
KARAR TARİHİ : 30.03.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak
… ile … aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının kabulüne dair … 1. Aile Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili, 61 nolu bağımsız bölüm nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 33.713-TL’nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden(TMK 229.m) ve denkleştirmeden(TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının(TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin(TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır(TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir(TMK 222. m).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
-//-
Somut olaya gelince; eşler, 27.07.2006 tarihinde evlenmiş, 15.05.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir(TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu mal, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 12.01.2009 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK 179.m).
Katılma alacağı talebine esas 12.01.2009 tarihinde satın alınarak davalı eş adına tapuya tescil edilen taşınmazın alımında mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacının ailesinden borç olarak alınan 20.000-TL’nin kullanıldığı sabittir. Toplam alım bedeli konusunda davacı taraf 25.500-TL, davalı taraf ise 67.000-TL’ye alındığını ileri sürmüşlerdir. Alım bedeli konusunda taraflar arasında bir uyuşma yoktur.
Yine toplanan delillerden ve sunulan belgelerden bu taşınmazın alımında davalının babasının esnaf sanatkarlar kredi kefalet kooperatifinden çekerek davalıya verdiği 25.000-TL’nin de kullanıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar kredi çekimi taşınmazın alınmasından iki gün sonra ise de, dinlenen diğer tanıklar ve bizzat satıcının tanık olarak alınan ifadesinde satış bedelinin bir kısmının satış işleminden sonra bu şekilde kredi çekilerek verildiği belirlendiğine göre bu 25.000-TL’nin de taşınmazın alımında kullanıldığının kabulü gerekir.
Mahkemece davacının ailesinden alınan 20.000-TL’nin taşınmazın borcu kabul edilmek (TMK’nun 230/2.maddesi) denkleştirilmesi yapılarak alacaktan düşümü yapılmış ise de, yapılan hesaplama şekli doğru değildir. Diğer yandan TMK’nun 230/1.maddesi gereğince davalının babasının kredi çekerek verdiği 25.000-TL’nin de davalı lehine denkleştirilmesi gerekirken hesaplamada dikkate alınmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş, gerekirse yeniden keşif yapmak ya da ek rapor almak suretiyle taşınmazın edinme tarihindeki ve bozma sonrası karar tarihine en yakın tarihteki sürüm değerini belirlemek, konusunda uzman hesap bilirkişisinden yukarıda belirtilen ilke ve esaslara göre davacının ailesinden alınan 20.000-TL’nin taşınmazın borcu olarak dikkate alınması ve davalıya babasının verdiği 25.000-TL’nin ise davalının kişisel malı olarak değerlendirilerek, bu miktar yönünden de davalı lehine denkleştirme yapılmak suretiyle hesaplama yapılması, Mahkemece, bu amaçla denetlemeye imkan verir şekilde hesaplama içeren bilirkişi raporu alınması ve gerçekleşecek sonucuna göre katılma alacağı hakkında bir karar vermek olmalıdır.
Yukarıda açıklanan yönde bir işlem ve inceleme yapılmadan, alacak talebi hakkında eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) nolu bentte gösterilen nedenlerle HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1.) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 576,00 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine 30.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.