Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/17054 E. 2016/6645 K. 27.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17054
KARAR NO : 2016/6645
KARAR TARİHİ : 27.04.2016

Davacı …. ile davalı 48.Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 19.06.2014 günlü ve 2014/86 E.-2014/177 K.sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 16.09.2015 günlü ve 2014/17151 E.-2015/14239 K.sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacının satın aldığı elektrik hizmetinin bedeli ve yasa gereği tahakkuk ettirilen faturada gösterilen vergi ve fonların müvekkili tarafından ödendiğini, bu ödemenin dışında kayıp kaçak bedeli adı altında para tahsil edildiğini, elektrik hizmet sağlayıcı firma tarafından 2011 Ocak tarihinden bu yana fatura ile tahsil olunan 13.647,63 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, dava konusu kayıp-kaçak bedelinin kararları ve yönetmelik gereğince tahakkuk edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 27/12/2012 tarih ve 2012/119E-2012/329K sayılı ilamı ile davanın kabulü ile, toplam 15.771,48 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.11.2013 tarih ve 2013/13532 Esas 2013/16284 Karar sayılı ilamı ile “… perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketlerinin tarifeleri uygulayıp uygulamama ve kayıp-kaçak bedelini tahsil edip etmeme gibi bir insiyatifi bulunmamaktadır. Tarifelere uyma yükümlülüğünün bir gereği olarak kayıp-kaçak bedeli, perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer almaktadır.
Bu durumda, dağıtım şirketlerinin söz konusu karara aykırılık teşkil edecek bir işlemde bulunmaları mümkün olmadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir…”gerekçesi ile bozulmuş bozma ilamına uyan mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.09.2015 tarih ve 2014/17151 Esas-2015/14239 Karar sayılı ilamı ile mahkeme kararı onanmış, onama kararına karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Her ne kadar, Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 gün ve 2013/ 7-2454 E.-2014/679 K. sayılı ilamı ve dairemizin anılan Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda yerleşen görüşü ile davalı kurumun kayıp-kaçak bedeli tahakkuku uygulamasının yerinde olmadığı benimsenmiş ise de;
Uzun yıllardan beri Yargıtay’ın kökleşmiş sapma göstermeyen uygulamaları ve öğretide benimsenen usuli kazanılmış hak müessesesi, Usul Hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana temellerinden biridir. Bu hukuki kuralın ancak iki istisnası bulunmaktadır. Bunlardan biri mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı olan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararının çıkması, diğeri de 04.02.1959 tarih 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirlendiği üzere hükmüne uyulan bozma kararından sonra görevle ilgili yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olmasıdır.
Dairemizin bozma kararına uyulmakla davalı açısından meydana gelen usuli kazanılmış hak istisnaları somut olayda sözkonusu değildir.
Düzeltilmesi istenilen Yargıtay ilamında açıklanan gerekçelere göre düzeltme dileğinde ileri sürülen sebepler HUMK.nun 440.nci maddesindeki yazılı hallerden hiç birisine uymadığından vaki düzeltme isteğinin REDDİNE ve 261.00 TL para cezasının düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydettirilmesine, 27.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.