YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10622
KARAR NO : 2016/6596
KARAR TARİHİ : 27.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı kişiler tarafından müvekkiline araç satışına ilişkin sahte vekaletname düzenlendiğini, bu vekaletnameye istinaden müvekkilinin aracı başka bir kişiye sattığını, daha sonra polisler tarafından aracın sahte kimlikle satıldığının öğrenildiğini, aracın parasının ödendiğini, masraflar yapıldığını, aracın satıldığı kişinin mağduriyetini gidermek için aldığı bedeli iade ettiğini, olayın gerçekleşmesi nedeniyle davalı noterin kusursuz sorumlu olduğunu, gerekli dikkat ve özeni göstermediğini belirterek; 39.500,00 TL’nin dava tarihinden yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu noterlikçe düzenlenen vekaletnamede 3. kişi tarafından sahte vekaletname kullanıldığını, bu nedenle illiyet bağının kesildiğini, araca yapılan masrafların ve dava dışı kişiye yapılan satış bedelinden noterin sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; sahte kimliğin bulunamadığı, eylemi gerçekleştirenlerin yargılamasında sahtecilik ve dolandırıcılık nedeniyle hüküm kurulduğu, üçüncü kişilerin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiği, davacının zararını eylem faillerinden isteyebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1512 sayılı Noterlik Kanununun “Noterlerin Hukuki Sorumlulukları” başlıklı 162.maddesine göre “Stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile, noterler, işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar. Noter, birinci fıkra gereği ödediği miktar için işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajyer veya noterlik personeline rücu edebilir.”
Bu maddeye göre, noterlerin sorumluluğu “Kusursuz sorumluluktur.” Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının (noterin) olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır.
Teoride ve uygulamada; mucbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur.
Noterlik Yasası’nın 72.maddesi gereğince noter, iş yaptıracak kişilerin kimlik ve adresleri ile gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür. Noterin sahte belgeler ile işlem yapması hatalı ve eksik bir işlemdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/12/2013 gün 2013/4-335E-2013/1654K sayılı ilamında, “…Noterin ilgililerin hukukî menfaatlerini korumak için araştırma ve aydınlatma görevi vardır. Noterlik Kanunu’nun 72. maddesine göre; noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerinin tamamını öğrenmekle yükümlüdür. Bu cümleden olarak noterin veya çalışanının her zaman belgenin sahte olup olmadığını anlamasını ve tetkik etmesini yani grafolojik bir inceleme yapması beklenemez. Ancak; belgenin veya kimliğin ilk bakışta sahte olup olmadığı veya kimlikte şekli anlamda var olması gereken bir bilginin olmaması yahut olmaması gereken bir ibarenin bulunması noter veya çalışan tarafından dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Bu gibi hâllerde noterin veya çalışanının gerekli özeni göstermesi beklenir. Aksine davranış özen yükümlülüğünün ihlâlidir… ” hususları vurgulanmıştır.
Somut olayda; dava dışı kişinin ..isimli kişiye ait kimlik bilgilerini sahte olarak kullanması nedeniyle davalı noterde 25/07/2012 tarihli araç satışına ilişkin davacıya vekaletname verdiği, davacının da vekaletnameye istinaden başka bir kişiye aracı devrettiği, aracın çalıntı olduğunun anlaşılması üzerine araca el konulduğu, eylemi gerçekleştiren kişiler hakkında Asliye Ceza Mahkemesinde dolandırıcılık eyleminden dolayı dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalının, sahte kimlik belgesine dayanarak vekaletname verilmesi işlemini tamamlamış olması özen yükümlülüğünün kusurlu şekilde aksattığını göstermekte olup, noterin eylemi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının kesilmediği açıktır. Bu nedenle davalı noterin sorumluluğu cihetine gidilmelidir.
Hal böyle olunca, mahkemece zararın kapsamı belirlenerek olayın gelişim biçimine göre davalı noterin kusursuz sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davalı noter yönünden istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.