Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/5237 E. 2016/5632 K. 12.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5237
KARAR NO : 2016/5632
KARAR TARİHİ : 12.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(TÜKETİCİ) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde;davalının müteahhit davacının ise İngiliz vatandaşı tüketici olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 10.12.2006 tarihli harici satış sözleşmesi ile davacının davalıdan davaya konu edilen iki adet dubleks meskeni satın aldığını,bu harici satış sözleşmesine istinaden davacının davalıya 06.12.2006 tarihinde 1.00 Pound ve 13.12.2006 tarihinde ise 100.000 Pound olmak üzere toplam 101.000 Pound ödeme yaptığını,davalının ise edimini yerine getirmeyerek inşaatları tamamlamadığını, tapuyu devretmediğini ve davacıdan aldığı bedeli de davacıya iade etmediğini belirterek 284.458,60 TL’nin 13.12.2006 gününden itibaren işleyecek olan değişen oranlarda yasal faizi ile davalıdan tahsilini ve davalının açıkça mal kaçırmaya tevessül etmesi nedeniyle kötüniyetli olduğu açık olduğundan HMK’nun 329.maddesi uyarınca davacının vekiline ödeyeceği 21.517 TL vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının davacıya borcu bulunmadığını, 10.12.2006 tarihli anlaşma metni altındaki imzanın davalıya ait olmadığını, davacının davalının banka hesabına yatırdığı 101.000 Pound’un davacının başka bir borcuna ilişkin olduğunu,davacının iddiası kabul edilse dahi geçersiz olan harici satışlarda sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının faiz talebinin de yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; 284.458,60 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Bir davada ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesini yapmak, uygulanacak yasa maddesini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir (HMK 33, HUMK 76.md). Davacı, dava dilekçesinde geçersiz sözleşme ile ödenen paranın sözleşme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep ettiğine göre, bu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsili talebine ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle dava dilekçesinde ödenen paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılarak bu şekilde ödeme yapılması istenilmiştir.
Taşınmazın devrine ilişkin, TMK’nun 706, BK’nun 213 (TBK’nun 237), Tapu Kanunu 26, Noterlik Kanununun 60.maddeleri gereğince ve gayrimenkul mülkiyetinin nakline ilişkin sözleşmeler resmi şekilde yapılmadıkça geçersiz olup, hukuken alıcıya herhangi bir hak bahşetmez. Bu nedenle taraflar arasında düzenlenen harici satış sözleşmesi geçersiz olup, hukuken davacıya herhangi bir hak bahşetmez. Taraflar ancak aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilir.
Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır.
Geçersiz satış sözleşmesi gereğince; diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesi “Denkleştirici Adalet” düşüncesine dayanmaktadır. Denkleştirici Adalet İlkesi ise, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade eder.
Bu bakımdan, sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir. Bu güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut verileri tek tek uygulanarak ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değeri her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır.
Başka bir deyişle, denkleştirici adalet kuralı gereğince iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki alım gücüne uyarlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Mahkemece, ödenen satış bedelinin, ifanın imkansız hale geldiği tarih itibariyle (çeşitli ekonomik etkenlerin… artış oranları, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergelerin ortalamaları alınmak suretiyle) ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde, uzman bir bilirkişiden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktara taleple bağlı kalınmak suretiyle hükmedilmelidir.
Mahkemece yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar gözetilmek suretiyle satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda dava tarihindeki eş alım gücüne uyarlanarak TL üzerinden hüküm tesisi gerekirken; davalıya ödenen toplam 1.00 Pound ile 100.000 Pound’un fiili ödeme günündeki Türk Lirası kur karşılığı olarak belirlenen değeri olan toplam 284.458,60 TL’nin hüküm altına alınması doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, davacı vekili lehine davanın kabul edilen miktarı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile karar tarihinde yürürlükte olan…T. uyarınca maktu 660 TL vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.