Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/27045 E. 2016/7648 K. 28.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/27045
KARAR NO : 2016/7648
KARAR TARİHİ : 28.03.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Sanığın atılı suçu kabul etmemesi, mağdura sanıkla ilgili bir teşhis işleminin ya da sanık ile mağdur arasında bir yüzleştirme yaptırılmamış olması karşısında, usulüne uygun şekilde bir yüzleştirme ya da fotoğraflı teşhis işlemi yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Mağdur … hakkında, Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 03.03.2011 tarihli raporda, yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde olduğunun bildirilmesi, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 24.06.2011 tarihli raporunda ise, mağdurun yaralanmasının yüzünde sabit ize, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olup olmadığı hususunun tespiti için kişinin muayene edilmek üzere kendilerine gönderilmesi gerektiğinin bildirilmesi karşısında; mağdurun yaralanmasının yüzünde sabit ize, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olup olmadığı hususunda mağdurun mevcut raporları ile birlikte Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kuruluna muayeneye gönderilerek buradan aldırılacak raporun sonucuna göre suç vasfının belirlenmesi ve sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Kabule göre de;
a) Mağdur hakkında, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 24.06.2011 tarihli raporda, mağdurda tespit edilen kemik kırığının hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğunun bildirilmesi karşısında, kırığın hayat fonksiyonlarını etkileme derecesine göre daha yüksek oranda bir artırım yapılması gerekirken, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca, kırığın derecesi ile orantısız biçimde altıda bir oranında artırım yapılmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
b) Sanık …’ın diğer sanık…ve açık kimlik bilgileri belirlenemeyen iki arkadaşı ile birlikte, mağdurun çalıştığı inşaattaki açık kimliği belirlenemeyen bekçiyi tartakladıklarını gören mağdurun olaya müdahale etmesi üzerine sanık … ve yanındaki kişilerin mağdura taş atmaya başladıklarının, kimin attığı tespit edilemeyen bir taşın mağdura isabet ederek yaralanmasına sebebiyet verdiğinin kabul edilmesine göre, sanığın, mağdura yönelik fiili bir suç işleme kararının icrası kapsamında fikir ve eylem birliği içerisinde birlikte gerçekleştiren kişilerden biri olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 37/1. maddesi uyarınca müşterek fail olarak sorumlu tutulması gerekirken, mağdurdaki yaralanmayı oluşturan taşın kim tarafından atıldığının belirlenemediği şeklinde yasal olmayan gerekçeyle koşulları bulunmadığı halde sanığın yardım eden sıfatıyla sorumlu tutularak 5237 sayılı TCK’nin 39. maddesi uyarınca indirim yapılmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
c) Dosya kapsamındaki delillere göre, haksız tahrik koşulları bulunmadığı halde sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik indirimi yapılması,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinde belirtilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 28.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.