YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/44841
KARAR NO : 2016/6416
KARAR TARİHİ : 02.03.2016
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının üç adet ihtiyaç kredisi sözleşmesi borçlusu olduğunu, ihtarnamelere rağmen borçlarını ödemediğini yapılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı banka tarafından 4822 sayılı yasanın 10. maddesi gereğince çıkartılan muacceliyet ihtarnamelerinin davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediğinden muacceliyet şartının oluşmadığı, davalının takip tarihi itibariyle temerrüdünün doğduğu gerekçeleri ile alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Her ne kadar mahkemece, davacı banka tarafından davalıya gönderilen muacceliyet ihtarının usulüne uygun olmadığına değinilerek vadesi gelmeyen taksitler yönünden tüm borcun muaccel hale gelmediğinden bahisle davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinde “… Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.” hükmü yer almaktadır. Dosya kapsamından, davalı borçlunun birbirini izleyen üç taksidi ödemede temerrüde düşmüş olduğu sabittir. Davalıya birbirini izleyen üç taksidin ödenmemesi üzerine bu taksitlerin ödenmesi için yapılan ihtarın, anılan yasa ve sözleşme maddesine uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılmış olup, bu ihtarın 4077 sayılı kanunun l0. maddesi şartlarına uygun bir muacceliyet ihtarı olarak kabul edilmesi dolayısıyla tüm kredi borcu için takip yapılmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. O halde mahkemece, davalı borçlunun takip tarihine kadar ödemediği taksitler ile birlikte tamamı muaccel olan kredi borcunun, gecikme faizi ve ferilerinin miktarı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenecek miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken; yasaya uygun yapılan ihtar hakkında yanılgılı değerlendirme ile tüm kredi borcunun muaccel olmadığı kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacı bankanın, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) bentte açıklanan nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 02/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.