YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8244
KARAR NO : 2016/6551
KARAR TARİHİ : 03.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı …. vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketin idaresinin mahkeme kararı ile kayyum heyetine verilmesi üzerine kayyum heyeti ile yapılan anlaşma gereğince, 1.3.2009 ile 20.7.2009 tarihleri arasında avukatlığını yaptığını, 1.6.2009 tarihinde kayyum heyeti değiştirilince yeni kayyum tarafından 20.7.2009 tarihinde haksız olarak azledildiğini ileri sürerek, takip ettiği 2008/719esas, 2008/723 esas ve 2008/77 esas sayılı dosyalar için hakettiği 105.183 TL.nin azil tarihinden reoskont faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, yeni kayyum tarafından vekalet ilişkisi yenilenmediğinden davacının görevinin sona erdiğini, ücret sözleşmesinin de geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile toplam 105.183 Tl.nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı şirket tarafından davacı avukata 19.2.2009 tarihinde vekalet verildiği ve 20.7.2009 tarihli ihtar ile de azledildiği ve 4.3.2009 tarihli ücret sözleşmesinin yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Davacı haksız olarak azledildiğini ileri sürerek vekalet ücreti alacaklarının ödenmesini talep etmiştir. Davalı ise, şirket ortaklarından M.Remzi Doğan ile davacı avukat arasında görevi kötüye kullanmaktan ceza davasının bulunduğunu ve güven ilişkisinin bozulduğunu, henüz açılmaması gereken davaları açarak şirket adına adli yardım talep ederek şirketin itibarını zedelediğini, onay ve talimatları olmadan yüksek meblağlı tazminat davaları açtığını, örneğin … asliye hukuk mahkemesi’nin 2009/11 esas sayılı dosyasında verilen yetkisizlik kararı üzerine süresinde yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediğini, bu dosya ile ilgisi olan 2008/955 takip sayılı dosya da vekalet ibraz etmeyerek takipsiz bırakarak işlemden kaldırılmasına sebep olduğunu, bu davranışları nedeni ile davacı avukatın haklı olarak azledildiğini, ücret sözleşmesinin de geçersiz olduğunu, savunarak davanın reddini dilemiştir.
Davacı avukatın, vekil olarak borçları TBK’nun 505 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, öncelikle vekilin TBK.nun 506 maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etme yükümlülüğü vardır. Vekil sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorundadır. Şayet vekili görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, vekil edenin vekilini azli haklıdır. Avukatlık kanununun 174. maddesi hükmüne göre azil haklı ise avukatlık ücretinin ödenmesi gerekmez, haksız azil halinde ise ücretin tamamına avukat hak kazanır. Bu nedenle öncelikle davacı avukatın azlinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece vekalet ücreti talep edilen üç dosya açısından azlin haksız olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak vekalet ilişkisi ve azil işlemi bir bütün olduğundan azlin haklı olup olmadığı değerlendirilirken; avukatın yaptığı tüm işlemler itibari ile incelenmeli, görev yaptığı tüm dosyalar ayrı ayrı irdelenmelidir. Bu nedenle mahkemece, sadece ücret talep edilen üç dosya açısından değil, davalı tarafından bildirilen dosyalarla birlikte takip edilen tüm dosyalar açısından değerlendirme yapılmalı ve azlin haklı olup olmadığı belirlenmelidir. Mahkemece eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcın istek halinde iadesine, 03/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.