Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/14345 E. 2016/8983 K. 06.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14345
KARAR NO : 2016/8983
KARAR TARİHİ : 06.06.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(TÜKETİCİ) MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı kurum araçlarına uydu takip cihazları takıldığını, taraflar arasında 9808947290 nolu ile abonelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeler imzalanmadan önce aylık kullanma ücretlerinin ortalama 300-350 TL olacağının belirtildiğini, davacı idarenin araç uydu takip sistemini kullandıktan sonraki ilk ay 883,32 TL ikinci ay 1.413,34 TL, üçüncü ay 2.319,33 TL, dördüncü ay 6.126,18 TL olmak üzere fahiş ve anormal faturalar geldiğini, benzer durumlarda benzer kullanımlarda aylık olarak ortalama 325 TL’lik fatura geldiğini, bu durumun davalı şirketin hatları yanlış tarife ile açması ücretlendirmesinden kaynaklandığını, ayrıca data hattı talep edilmesine rağmen başka hat tahsis edildiğini, davacı kurumdan yaklaşık olarak 9.441 TL haksız tahsilat yapıldığını belirterek, faturaların gerçek bedelinin tespiti ile davacı kurumdan fazladan tahsil edilen paranın fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla faturaların ödendiği tarihlerden itibaren ayrı ayrı işleyecek ticari faiziyle beraber davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden …. abone numarası ile İl Özel İdare Müdürlüğü adına kayıtlı bulunan abonelik sözleşmesi ile davacıya hizmet verilmekte olduğu anlaşılmıştır.
4822 sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan yasanın 3/d maddesinde, “hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır.
./..

-2-

Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. 4077 sayılı Yasanın 23.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
Somut uyuşmazlıkta; aboneliğin Davacı … adına olduğu nazara alındığında; taraflar arasında 4077 Sayılı yasa kapsamında var olan bir hukuki ilişkinin varlığından söz edilemez.Bu itibarla, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken; Tüketici Mahkemesi sıfatıyla somut olaya ilişkin hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.