YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/25768
KARAR NO : 2016/10421
KARAR TARİHİ : 14.06.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı … davalı taraflarından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu vekili, İcra Mahkemesi’ne başvurusunda; icra takibine dayanak ilamdaki alacağın devlet alacağı olduğunu, bu nedenle alacağın ancak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca tahsil edilebileceğini ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, icra takibine konu Anayasa Mahkemesi’nce verilen ilamın eda hükmü içerdiği, bu nedenle takibin ilamlı icra yoluyla yapılmasında takip yolu itibariyle bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi üzerine, karar borçlu vekili tarafından esastan ve alacaklı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik temyiz edilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 1. maddesinde, “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunacağı” hükme bağlanmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 47. maddesine göre, “para cezasiyle diğer hukuku amme borçlarının takibi hakkındaki kanunlar hükmü mahfuzdur. Şu kadar ki, Devletin bir akitten veya haksız bir fiilden doğan alacakları hakkında bu kanunun hükümleri cereyan eder.”
Somut olayda, takibe dayanak Anayasa Mahkemesi kararı, devletin bir akitten veya haksız fiilden kaynaklanan bir alacağına ilişkin olmadığından, alacağın ilamlı icra takibi yoluyla tahsil olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece, takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca ve İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.06.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı (şikayet eden) borçlu, icra mahkemesine verdiği dilekçede; icra takibine dayanak ilamdaki alacağın, siyasi partilerin denetimi kapsamında Anayasa Mahkemesi kararıyla belirlenen Devlet alacağı niteliğinde olup takibinin 6183 sayılı A.A.T.U.H. Kanun hükümlerine tabi olduğunu, davalı alacaklı tarafından İcra İflas Kanunu Hükümleri uyarınca ilamlı icra yolu ile takip yapılmasının takip yolu açısından yasaya aykırı olduğunu iddia ederek takibin iptalini istemiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; icra takibine konu Anayasa Mahkemesi kararının eda hükmünde olup, takibin ilamlı icra yolu ile yapılmasında takip yolu itibariyle bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı (şikayet eden) borçlu esas yönünden, davalı alacaklı da vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir.
Dosya kapsamına göre, alacaklı … tarafından Anayasa Mahkemesi’nin 25.09.2013 gün ve 2011/47 Esas, 2013/117 Karar sayılı kararına dayanılarak borçlu hakkında genel hükümler uyarınca ilamlı icra yolu ile takibe girişilmiştir. Dayanak ilamda borçlu siyasi partinin 2010 yılı kesin hesaplarının incelenmesi sonucunda, “kesin hesapta gösterilen ve belgelendirilmesi gerektiği halde belgelendirilmeyen genel merkeze ait 221.086,31 TL gelir ve 410.787,31 TL gider olmak üzere toplam 631.873,62 TL karşılığı parti malvarlığının 2820 sayılı Kanun’un 75 ve 76. maddeleri gereğince …’ye irat kaydedilmesine” karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararıyla hüküm altına alınan siyasi partilerin mali denetimine ilişkin kararlarının 6183 sayılı kanun hükümleri gereğince takip ve tahsil edileceğine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı gibi genel haciz yolu ile takip edilemeyeceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır.
Bu nedenle takip yolu usul ve yasaya uygun olup şikayetin reddine ilişkin yerel mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığından borçlunun temyiz itirazlarının reddi ile alacaklının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiğini düşünmekteyim. Bu nedenle, sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. 14.06.2016
…