Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/32764 E. 2016/10262 K. 11.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/32764
KARAR NO : 2016/10262
KARAR TARİHİ : 11.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili müvekkilinin, Türk Kardiyoloji Vakfına bağlı bir hastane olduğunu, hastanede çalışan doktorların büyük bir kısmının tedavi ve ameliyatları karşılığı tahsil edecekleri ortaklık paylarını, sahip oldukları şirketlerden düzenledikleri faturalarla tahsil ettiklerini, davalı doktor ile imzalanan sözleşmenin İş Hukuku sözleşmesi vasfını taşımadığını, adi ortaklık niteliğinde ticari bir anlaşma olduğunu, davalının ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, sahibi olduğu şirket tarafından kesilen faturanın ödenmesini talep ettiğini, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, davalı hekimin tüm grup hastanelerinde istediği her şeyin yapıldığını, davalının bir kısım hastayı da bırakıp gitmekle birlikte, bir kısım hastayı da gittiği yere çağırdığını, kendilerini büyük maddi ve manevi zararlarla karşı karşıya bıraktığını, davalının göndermiş olduğu ihtarnamedeki iddiasının yerinde olmadığını, ihtarnamede bahsedilen faturanın 18.11.2013 tarihinde yani hastaneden ayrıldıktan sonra haksız fesih gerekçesi hazırlamak için sonradan düzenlediğini, davalının gönderdiği faturanın gerçek rakamlarla ile örtüşmediğini belirterek müvekkilinin uğradığı 850.000-TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre 4587 S.Y ve 5521 SY. 1.maddesi gereğince davaya bakma görevi iş mahkemelerine ait olmakla dava dilekçesinin görev nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda davacı hastane, haksız ve süresinden önce feshedilen sözleşme nedeniyle doğan maddi zararının tahsilini talep etmektedir. Taraflar arasındaki aktin konusunu oluşturan işin niteliği, tarafların sorumlulukları hususu birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki hukuki ilişki, 4857 sayılı yasa bağlamında işçi işveren ilişkisi kapsamında değildir. işçinin işverene bağımlılık unsurunun gerçekleşmediği, dolayısıyla iş akdinden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. 5521 sayılı Kanun uyarınca, bir davanın İş Mahkemesinde görülebilmesi için, işçi sayılan kişilerle işveren veya işveren vekilleri arasında ” iş akdinden” veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlığın bulunması gerekir. Bir çalışana isçi diyebilmek için, çalıştığı yere tam bağımlı olarak çalışması, verdiği hizmeti çalıştığı yerin yönetiminin talimatı ile ifa etmesi ve talimatlar dışına çıkmaması gerekir. Davalı doktor ise tedavi ve ameliyat yaparak, karşılığında bir kısım ücret talep etmiş, kar payı için ise şirketi vasıtasıyla hastaneye fatura kesmiştir. Bu itibarla, uyuşmazlığın çözümünde genel yetkili mahkemeler görevli bulunduğundan; mahkemenin görevli olduğu gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ; Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.