Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2015/6201 E. 2016/2742 K. 12.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6201
KARAR NO : 2016/2742
KARAR TARİHİ : 12.05.2016

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf)

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Uyuşmazlık eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmaktadır.
Davada, sözleşme konusu işin kabul edilemeyecek derecede ayıplı olması ve sistemin çalışmaması nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülerek ödenen bedelin ve uğranılan menfi zararların tahsili istenmiş, mahkemece ıslah da dikkate alınarak davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ayıplı olması nedeniyle reddedilen tesis ve malzemelerin davalıya iade edileceğinin tabi bulunmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davada, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren avans faizi ile tahsili istenmiş, 08.11.2013 tarihinde harçlandırılan ıslah dilekçesi ile talep 24.483,00 TL artırılarak 34.483,00 TL’ye çıkarılmıştır. Dava ve ıslah dilekçelerinde talep edilen bedelin 34.070,00 TL’sinin iş bedeline karşılık yapılan ödemeye, 413,00 TL’sinin de satın alınan alüminyum sülfat malzemesi bedeline (menfi zarara) ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece ıslah da dikkate alınarak dava kabul edilmiş, alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüştür. Bir alacağa dava tarihinden önce temerrüt faizi yürütülebilmesi için davalı borçlunun davacı alacaklı tarafından usulüne uygun olarak keşide edilmiş ihtarla temerrüde düşürülmesi veya sözleşmede ödeme gününün kesin olarak belirlenmiş olması gerekir. Aksi halde davalı borçlunun davanın açıldığı tarihte temerrüde düştüğü kabul edilir ve faiz dava tarihinden başlatılır. Ancak dava açılması yalnızca dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden temerrüt oluşturur, saklı tutulan fazla haklar yönünden temerrüt oluşturmaz. Somut olayda; dava tarihinden önce davacı tarafından davalıya Germencik Noterliği’nden 04.09.2008 tarihli ve 08.02.2011 tarihli ihtarlar keşide edilmişse de, bu ihtarlarda açıkca ödeme talebinde Okundu.

bulunulmadığından bu ihtarlar davalı borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte değildir. Sözleşmede kesin vadeye ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Dava açılması da yalnızca davada talep edilen miktar yönünden temerrüt oluşturur, saklı tutulan haklar yönünden temerrüt oluşturmaz. O halde mahkemece temerrüdün dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL için davanın açıldığı 14.07.2011 tarihinde, ıslah dilekçesi ile artırılan 24.483,00 TL için de ıslah harcının yatırıldığı 08.11.2013 tarihinde oluştuğu kabul edilerek faizin bu tarihlerden başlatılması gerekirken bir ayrım yapılmadan tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç göstermediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken mülga 1086 sayılı HMUK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın hüküm kısmının 2. satırındaki “dava” kelimesinin karardan çıkartılarak yerine “10.000,00 TL’lik kısmının 14.07.2011 dava, 24.483,00 TL’lik kısmının 08.11.2013 ıslah” rakam, tarih ve kelimelerinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 12.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.