Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/7895 E. 2016/9645 K. 02.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7895
KARAR NO : 2016/9645
KARAR TARİHİ : 02.06.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve Terkin

… ile … aralarındaki dava hakkında … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Daire’nin … sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE ve anılan Kanunun 442. maddesi uyarınca (6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi gereğince 1086 sayılı HUMK’nun 427 ila 454. maddeleri yürürlükte bulunduğundan) takdiren 261,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak …’ye irad kaydına ve 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 02.06.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)
(Muhalif)

KARŞI OY YAZISI
Temyiz aşamasında karşı oyumda gösterdiğim sebeplerle; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmek üzere karar düzeltme isteminin kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
KARŞI OY YAZISI
Davacı … vekili, davalı adına tapuda kayıtlı …, Taşucu Kasabası’nda bulunan, … parsel sayılı taşınmazların, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na göre, kıyı kenar çizgisi içinde bulunan kısımlarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin … sayılı ilamı ile davacı …’ye iptal isteğini de içerecek şekilde HUMK’nun 83 ve takip eden hükümleri de gözetilmek suretiyle davasını tümden ıslah etmesi veya iptal ile taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini konusunda açacağı ayrı bir davanın eldeki dava ile birleştirilmek suretiyle davanın dinlenebilir hale gelmesi için davacıya olanak tanınması, ondan sonra iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanarak karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin … sayılı ilamı ile hükmün esasına ilişkin temyiz itirazları reddedilerek, yargılama masrafı ve vekalet ücreti yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden davanın reddine, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce, … sayılı karar ile hüküm esas yönünden de bozulmuştur. Bozma ilamında, Anayasa Mahkemesi’nin 12.05.2011 tarih, 2009/31-77 sayılı kararı ile hak düşürücü süreye ilişkin hükmün iptal edildiği, iptal hükmünün yürürlüğe girdiği, 10.03.1969 gün, 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere iptalin kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemeyeceği, henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına gireceği, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra, Mahkemece verilen ret kararının doğru olduğunun söylenemeyeceği, işin esası hakkında 28.11.1997 tarih, 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kabulüne, … Taşucu Beldesi’nde bulunan … parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile özel mülkiyetten çıkarılmasına, .. parsel sayılı taşınmazın 47,39 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile özel mülkiyetten çıkartılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce hükmün onanması üzerine davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Mahkemece esasa ilişkin verilen hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine dair karar bölümü, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce onanmıştır. Her ne kadar Mahkeme hükmün onanan kısmı yönünden de bozmadan sonra verdiği kararda yeniden hüküm kurmuş ise de, bu usuli bir hata olup, sonuca etkili değildir ve yok hükmündedir. Hükmün onanan kısmı kesinleşmiş artık kesin hüküm haline gelmiştir. Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dahil olmak üzere bütün mahkemeleri bağlar. Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olduğundan, tarafların iradesine tabi değildir.
Hukuki güvenlik ve yargıya güven kesin hüküm ilkesi ile sağlanır. Hukuki güvenlik ilkesi; hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşulu olup, mevcut emredici hukuk kurallarının herkese eşit şekilde ve düzgün bir şekilde uygulanmasını da içeren bir ilkedir. T.C. Anayasa’sının 2. Maddesi’nde Cumhuriyetin nitelikleri sayılırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu vurgulanmıştır. Hukuk devleti kişilerin hukuki güvenliğini sağlayan bir devlettir.
Hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Hukuk devleti hukuk kurallarının onu koyanlar da dahil olmak üzere, her kişi ve kuruluşu bağlamasını ifade eder. Hukuk devleti kavramının özünü devlet organlarının hukuka bağlılığı yani, yönetimin eylem ve işlemlerini hukukun içinde kalarak yerine getirmesi oluşturmaktadır.
T.C. Anayasası 36. maddesi; “Herkes ….. adil yargılanma hakkına sahiptir.”hükmünü içerir. Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma başlığı taşıyan 6. maddesinde; “Herkes …. davasının ….. hakkaniyete uygun …… olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.” denilmektedir.
Adil yargılanma hakkının en önemli alt kavramlarından birisi, silahların eşitliği ilkesidir. Yargılamada taraflar arasında adil, hakkaniyete uygun bir denge kurulması gerekir.
Anayasa’nın 2. maddesiyle benimsenen hukuk devletinde, hukuki güvenliği sağlayan bir düzen kurulması asıldır. Böyle bir düzende devlete güven ilkesi vazgeçilmez temel unsurlardandır. Hukuk devletinde yasama, yürütme ve yargının hukuka bağlı olması gerekir. Yargısı hukuka bağlı olmayan bir devlette vatandaşların kendilerini güvencede hissedebileceklerini söylemek mümkün değildir.
Hukuk devletinde bireyler devlete güven duyabilmeli aynı şekilde devlet de bu güveni vatandaşa verebilmelidir.
Kesin hükme saygı uluslar arası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul görmektedir. . Eğer bir hukuk sistemi içerisinde yargının verdiği ve bağlayıcı olan bir kesin hüküm işlevsiz bir duruma getirilmiş ise adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden söz edemeyiz.
Somut olayda, Mahkemece verilen karar esas yönünden, Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nce onanarak kesinleşmiştir. Kesin hüküm gücü kazanan bir kararın, bozmaya konu edilmesi, kamu düzenini bozacak bir sonuç yaratır. Mahkemece esasa ilişkin verilen karar onanıp kesinleştiğine göre, bozma ilamına konu edilip, Mahkemece de esas yönünden hüküm kurulup davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Bu durum, uluslararası hukuk düzeninde kabul görmüş ilkelere, T.C Anayasası’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine, hukuki güvenlik ilkesine, adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil eder. Devlete ve yargıya güveni ciddi bir şekilde sarsar. Açıkladığım nedenlerden dolayı Mahkemece verilen hükmün esası ile ilgili davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması, bu nedenle davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabul edilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun, karar düzeltme talebinin reddine ilişkin görüşlerine katılmıyorum. 02.06.2016