Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/5456 E. 2016/10501 K. 14.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5456
KARAR NO : 2016/10501
KARAR TARİHİ : 14.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı yurt dışında ikamet ettiğini, Türkiye’de sahip olduğu gayrimenkullerin kiralama işleri ile ilgilenmek üzere davalıya vekalet verdiğini, yine bankada ortak hesap açıldığını ve 15.667.10TL tutarındaki parayı bu hesaba aktardığını ancak davalının hesaptaki parayı çekerek kendi adına açtırdığı başka bir hesaba aktardığını, 18.281,04TL tutara ulaşan bu parayı 04.03.2008 tarihinde bankadan çektiğini ancak kendisine vermediğini ileri sürerek 18.281,04 TL’nin muacceliyet tarihi olan 04/03/2008 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu bedelin bankadan davacı ile birlikte çekilerek davacıya ödenmiş olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ortak hesapta yer alan dava konusu tutar üzerinde tarafların yarı oranda hak sahibi oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne dava konusu tutarın yarısı olan 9.140,52 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, dair verilen 19.02.2013 tarihli kararın taraflarca temyizi üzerine, Dairemizce hükmün davacı yararına bozulması üzerine, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, aynı hüküm yeniden tesis edilmiş; hüküm, bu kez davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece uyulan Dairemizin 18.02.2014 tarih 2013/18587 Esas, 2014/4187 Karar sayılı bozma ilamında; “Taraflar arasında vekalet sözleşmesi mevcut olup, eldeki davaya konu tutarın davalı tarafından bankadan çekildiği noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ne var ki davalının akti ilişkiyi doğrulamakla birlikte dava konusu tutarı davacıya ödediğini ileri sürmüş olması karşısında ödeme yükümlülüğünü ispat yükü davalı tarafa geçmiş olup, davalı ödeme yaptığı hususunu kanıtlamakla yükümlü hale gelmiştir. Bu nedenle davalı tarafa ödeme savunmasını ispat için yasal delilleri sorulup, gösterilecek delilleri toplanarak, yine hasıl olacak sonuca göre yemin deliline başvurma hakkı hatırlatılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi…” bozma nedeni olarak belirtilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulmasına rağmen, bozma gereğince işlem yapılarak, davalıya yemin hakkı hatırlatılmış, bunun üzerine davacı, kendisine ödeme yapılmadığına ilişkin usulüne uygun yemin etmiş olmasına rağmen, mahkemece kanaat değişikliği olmadığından bahisle yine aynı karar verilmiştir. Davalının ortak hesaptaki paranın yarısının kendisine ait olduğuna ilişkin iddiası olmadığına ve tüm parayı davacıya ödediği iddiasını da ispatlayamadığına göre, artık davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.