Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/5347 E. 2016/10498 K. 14.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5347
KARAR NO : 2016/10498
KARAR TARİHİ : 14.04.2016

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı banka, dava dışı … ile arasında Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığını, davalının alınan krediye müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu ancak krediye dair 3.507,55 TL borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, dava dışı kişi ile davacı banka arasındaki kredi sözleşmesine kefil olan davalının bankaya kefillikten dolayı borçlu olup olmadığının tespitine ilişkindir. Davalının, dava dışı … kullandığı krediye kefil olarak imza attığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, bu kefaletten dolayı, davalının bankaya borçlu olup olmadığına ilişkindir. Davada Tüketici Kanununun uygulanmış olması davalı yönünden artık usulü kazanılmış hak teşkil eder. 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinin son 3. fıkrasının son cümlesi “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.” hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte bir hükümdür. Bu hükümle yasa koyucu alacaklının asıl borçluya başvurmadan kefile başvuramayacağını amaçlamıştır. Alacaklı asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği, takibin semeresiz kaldığı, borçlu hakkında ödemeden aciz belgesi düzenlendiği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Mahkemece, açıklanan bu hususlar gözetilmeksizin kararı temyiz eden davalı kefil hakkında davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.