YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/17790
KARAR NO : 2016/3021
KARAR TARİHİ : 31.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanıklar müdafiinin sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-Sanıkların sahte olarak tanzim ettikleri iki adet senedi katılana olan borçlarına mahsuben verdikleri, bu senetlerin zamanında ödenmemesi üzerine katılan tarafından başlatılan icra takiplerine imza itirazında bulunarak üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia ve kabul edilen kamu davasında, katılan vekilinin şikayet dilekçesinde sanıkların 61.500 Euro olan borçlarının 162.000 TL olarak kabulü konusunda anlaştıklarını, bu borca mahsuben sanıkların 100.000 TL elden verdiklerini, geri kalan meblağ için iki ayrı senet aldıklarını iddia etmesine karşın kendisi tarafından imzalanarak sanıklara verilen 12.03.2006 tarihli ibranamede bu senetlerden bahsedilmediği ve icra dosyasına konu alacağın bakiyesinden feragat ettiklerini beyan etmiş olduğu anlaşılmakla gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından katılan vekilinin bu beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi ile suça konu senetler üzerindeki yazıların aidiyeti hususunda bilirkişi raporu alınıp, soruşturma aşamasında dinlenen tanıklar … tanık olarak dinlenip, hükme esas alınan tanık beyanlarına neden itibar edildiği diğerlerine neden itibar edilmediği de karar yerinde tartışıldıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi;
2-Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması gerekmektedir. Kullanılan hile ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Diğer yandan ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere; önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı cihetle somut olayda sanıkların önceden doğan borçlarına mahsuben suça konu sahte senetleri katılan vekiline vermekten ibaret eylemlerinde dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi yasaya aykırı,
3-Kabule göre de: Sanıkların, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine, altsoyu haricindekiler ve maddede sayılan diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.