YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4151
KARAR NO : 2016/12401
KARAR TARİHİ : 30.06.2016
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hırsızlık suçundan sanık … Şahin hakkında Ankara 19 Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29/09/2010 tarih ve 2009/1509 – 2010/1023 sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; 09/09/2013 gün, 2012/26110 Esas – 2013/19906 Karar sayılı ilam ile eylemin 5237 sayılı TCK’nın 142/1. maddesinin (b) bendine uyduğu gözetilmeden aynı maddenin (e ) bendi ile hüküm kurulması ceza sürelerinin aynı olması nedeniyle sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmayarak ONANMASINA, karar verildikten sonra, 30/10/2013 tarihli temyiz formu düzenlenerek sehven ikinci kez dosyanın Yargıtaya gönderildiği ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 08/01/2014 tarihli tebliğnamesi ile kararın bu kez bozulmasına karar verilmesinin talep edildiği ve Dairemiz’in 12/03/2015 tarih 2014/4050 E. – 2015/5305 K. sayılı kararı ile “ 1-Dosya kapsamına göre; sanığın olay tarihinde katılan …’ya ait işyerine girerek, askıda bulunan çantaları çalması şeklinde gerçekleşen eylemin TCK’nın 142/1-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, ek savunma verilmeden “kullanım gereği açıkta bırakılan eşya üzerinde hırsızlık” olarak kabul edilmek suretiyle aynı Kanun’un 142/1-e maddesi ile uygulama yapılması,
2-Sanığın aşamalarda, işyerinde askıda bulunan bir kadın ve bir erkek çantasını alıp işyerinden ayrıldığına ilişkin değişmeyen beyanından, ayrı ayrı kişilere ait olduğu açıkça anlaşılan iki çantayı çaldığının anlaşılması karşısında; mağdur sayısınca hırsızlık suçunun oluştuğu gözetilmeden, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,
3-Sanığın aşamalarda kleptomani hastalığı tedavisi gördüğünü beyan etmesi karşısında, sanığın TCK’nın 32.maddesi kapsamında suç tarihinde cezai sorumluluğunu kısmen veya tamamen ortadan kaldıracak bir akıl hastalığının olup olmadığı ve ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında sağlık kurulundan rapor aldırılarak sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması” gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiğinin anlaşılması nedeniyle, Dairemiz ‘in 12/03/2015 gün 2014/4050 E 2015/5305 K sayılı bozma ilamının hukuki geçerliliğinin olmadığının tespiti ve Dairemiz’in 09/09/2013 gün 2012/25110 E 2013/19906 K sayılı onama kararının kaldırılarak, BOZULMASINA yönelik 21/03/2016 gün, 2016/52288 sayılı itirazı üzerine, dosya dairemize gönderilmekle, 5271 CMK’nın 308.maddesi uyarınca yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
Dairemiz tarafından verilen 12/05/2015 gün ve 2014/4050 Esas – 2015/5305 Karar sayılı ilamı ile 09/09/2013 gün 2012/26110 E. – 2013/19906 K. sayılı ilamına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/03/2016 günü yapılan itirazın kabulüne ve 12/05/2015 gün 2014/4050 Esas -2015/5305 Karar sayılı bozma ilamının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek ve 09/09/2013 gün, 2012/ 26110 Esas – 2013/19906 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Dosya kapsamına göre; sanığın olay tarihinde katılan …’ya ait işyerine girerek, askıda bulunan çantaları çalması şeklindeki eyleminin,TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek, aynı Kanun’un 142/1-e maddesi gereğince uygulama yapılması,
2-Sanığın aşamalarda kleptomani hastalığı tedavisi gördüğünü beyan etmesi karşısında, sanığın TCK’nın 32.maddesi kapsamında suç tarihinde cezai sorumluluğunu kısmen veya tamamen ortadan kaldıracak bir akıl hastalığının olup olmadığı ve ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında sağlık kurulundan rapor aldırılarak sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 30/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.