Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/6075 E. 2016/10535 K. 14.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6075
KARAR NO : 2016/10535
KARAR TARİHİ : 14.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 26.08.2009 tarihinde davalı avukatı alacaklısı olduğu bir bononun tahsili amacıyla vekil tayin ettiğini, talepleri üzerine Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/1043 D.iş sayılı kararı ile 11.250,00 TL teminat karşılığında ihtiyati hacze karar verildiğini, davalının teminatı yatırmak için kendisinden 11.250,00 TL alıp icra dosyasına yatırdığını, takibin kesinleşmesi üzerine davalının yatan teminatı iade almış olmasına ve azledilmesine rağmen söz konusu teminatı kendisine iade etmediğini, davalının hapis hakkını kullanabilmesi için gereken şartların da oluşmadığını ileri sürerek 11.250,00 TL’nin icra dosyasından çekilme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, mutad uygulama icabı davacının yalnızca senedi kendisine verdiğini, kendisine masraf vermediğini, 11.250,00 TL teminatı kendisinin yatırdığını, bu para kendisine ait olduğundan hapis hakkını da ileri sürmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, eldeki dava ile davalı avukatına teminat olarak yatırılmak üzere vermiş olduğu 11.250,00 TL’nin davalı tarafından takibin kesinleşmesi ile iade almış olmasına karşın kendisine ödenmediğini ileri sürerek bu miktarın tahsilini istemiştir. Davalı ise, 11.250,00 TL’yi kendisinin yatırdığını savunarak davanın reddini dilemiş; Mahkemece, davacının teminatı davalı avukata teslim ettiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Avukatlık Kanununun 173/2. maddesinde, “Avukata tevdi edilen işin yapılması veya yapıldıktan sonra sonucunun alınması için gerekli bütün vergi, resim, harç ve giderler, iş sahibinin sorumluluğu altında olup, avukat tarafından ilk istekle avukata veya gerektiği yere ödenir. Bu harcamaların avukat tarafından yapılabilmesi için yeteri kadar avansın iş sahibi tarafından verilmiş olması gerekir.” hükmü mevcut olup, bu hüküm gereğince, işin görülmesi için gerekli olan tüm masrafların iş sahibi tarafından işin başında avukata ödenmiş olduğu karine olarak kabul edilmeli, bunun aksini ileri süren, başka bir ifade ile müvekkilinden masraflar için avans almadığını iddia eden avukatın da, bu iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu kabul edilmelidir. Öte yandan, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 19.07.2014 tarih ve 2014/265-449 sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere yargı giderlerinin üstlenilmesi meslektaşlar arasında haksız rekabete yol açacak meslek etiğine aykırı davranıştır. O halde, Mahkemece davalı avukatın teminat miktarı 11.250,00 TL’yi davacı müvekkilinden aldığı avans ile karşıladığı hususu karine teşkil etmekte olup bu karinenin aksinin davalı avukatça ispatlanması gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilmek suretiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 14/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.