YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21561
KARAR NO : 2016/1026
KARAR TARİHİ : 27.01.2016
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : TCK’nın 158/1-f, 35/2, 62/1, 52/2-4, 53/1-3, 58/6-7, 204/1, 62/1, 53/1-3, 58/6-7 maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler sanık müdafi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, katılanın borçlu olması nedeniyle kendisine imzalayarak teslim ettiği 2.500 TL değerindeki üç adet emre muharrer senet üzerinde tahrifat yaparak 12.500 TL bedelli olarak tanzim edip bankaya tahsil amacıyla vermek suretiyle, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanığın, üzerlerinde tahrifat yaptığı iddia edilen senetlerin mahkeme tarafından incelenerek sonradan yapılan ilavelerin çıplak gözle anlaşılabildiği hususunun duruşma zaptına yazıldığı ancak senetler üzerindeki sahteciliğin iğfal kabiliyeti olup olmadığı konusunda rapor alınmadığı ve mahkeme gerekçesinde de, bu hususun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmakla, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması amacına yönelik olarak, gerekçeli kararda sahteciliğin iğfal kabiliyeti olup olmadığı denetime olanak verecek şekilde değerlendirilip, gerektiğinde bu konuda bilirkişi rapor alınması ile sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde eksik araştırmayla hüküm kurulması,
2- Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, sanığın hileli hareketlerle menfaat temin etmesi gerektiği, somut olayda ise, sanığın, katılana ev sattığı ve tapu kaydının katılana devredildiği, katılanın 70.000 TL ödeme yaparak, kalan miktarın daha sonra ödenmesi konusunda tarafların anlaştıkları, buna rağmen sanığın daha sonra kalan borç için senet tanzim ederek katılana imzalattığı, ancak katılanın borcunu ödemek amacıyla imzaladığı senetlerde, tapu devrinden sonra sahtecilik yapan sanığın eyleminin ayrıca dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağı ve beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 27/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.