YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/48719
KARAR NO : 2016/4662
KARAR TARİHİ : 16.02.2016
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılar murisinin ölmeden önce tüketici kredisi kullandığını, ödenmeyen bakiye borçtan davalıların sorumlu olduğunu, muacceliyet ihtarına rağmen ödeme yapılmaması üzerine başlattıkları takibe haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, kredi kullanıldığı sırada yapılan hayat sigortası bulunduğunu, davacının murislerinin sağlık durumunu yeterince araştırmamakla kusurlu olduğu gibi, sigorta şirketinin ödeme yapmayışının da kendilerine bildirilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılarca temyiz edilmiştir.
1- Dava, tüketici kredisinden doğan alacak hakkında başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalılar murisi ile davacı banka arasında 4.7.2012 tarihli 60 ay vadeli tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığı esnada dava dışı sigorta şirketi nezdinde 1 yıllık hayat sigortası yapılmış, krediyi kullanan tüketici 6.10.2012 tarihinde vefat etmiştir. Davacı, sigorta şirketinin sözleşmenin imzalanmasında sağlık durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğu gerekçesi ile sözleşmeden cayarak sigorta bedelini ödemediğini, bu nedenle mirasçılar hakkında takip başlatıldığını ileri sürmüştür. Hükme dayanak bilirkişi raporunda davanın tarafı olmayan sigorta şirketinin sözleşmeden caymasının hukuka uygun olduğu mütalaa edilerek davalıların ödemekle sorumlu oldukları tutar hesaplanmış, bu bedel üzerinden kabule hükmedilmiştir. Ne var ki, tüketici kredisi sözleşmesinin 14.1. maddesinde tüm sigorta poliçelerinin üzerinde Banka’nın adına dain ve mürtehin kaydı bulunacağı yazılı olup sigorta şirketinin menfi yanıtına karşı hukuki yollar davacı banka tarafından tüketilmeden mirasçılara karşı takip başlatılması yerinde değildir. Mahkemece bu husus gözetilerek vaktinden evvel açıldığı anlaşılan davanın usulden reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.