YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16237
KARAR NO : 2016/5866
KARAR TARİHİ : 25.02.2016
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının yaptığı … Sitesinden E Blok 1. kat 10 numaralı bağımsız bölümü davalıdan satın aldığını, taşınmazın tanıtım katalogları ve broşürlerinde sosyal tesis alanı yapılması taahhüt edildiği halde sosyal tesisin yapılmadığını, bağımsız bölümü teslim aldıktan sonra H bloğun inşaatının devam etmesi ve bu bloğun sosyal tesis olduğuna ilişkin beklentisi nedeniyle derhal ihbarda bulunmadığını, H Bloğun bitirilerek alt kattaki dükkanın satıldığını, üst kattaki dairelerin de davalıya ait olduğunu öğrendiğini ileri sürerek davalının eksik ifada bulunması nedeniyle uğradığı zararın tesbiti ile ıslahen 2.217,80 TL tazminatın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 2.217,80 TL’nin ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalının yapıp sattığı Elitkent Sitesinden E Blok 1. kat 10 numaralı bağımsız bölümü tapuda 13.08.2007 tarihinde satın aldığını, bu taşınmazın kendisine 28.5.2009 tarihinde teslim aldığını, tanıtım katalogları ve broşürlerde sosyal tesis alanı yapılması taahhüt edildiği halde sosyal tesisin yapılmadığını, bağımsız bölümü teslim aldıktan sonra H Bloğun inşaatının devam etmesi ve bu bloğun sosyal tesis olduğuna ilişkin beklentileri nedeniyle derhal ihbarda bulunmadığını, H Bloğun bitirilerek alt kattaki dükkanın satıldığını, üst kattaki dairelerin de davalıya ait olduğunu öğrendiğini bildirerek davalının eksik ifada bulunması nedeniyle uğradığı zararın tahsili için eldeki davayı açmıştır. Davalı taraf, davacıya sosyal tesis taahhüdünün bulunmadığını, broşürle satış yapılmadığını, süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, broşürle satış yapılmadığını, süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını savunmuştur. Dosyanın incelenmesinde; Davacının haricen satın alıp 13.8.2007 tarihinde tapusunu aldığı bağımsız bölümle ilgili olarak yazılı satış sözleşmesi yapılmadığı, taşınmazın davacıya 28.5.2009 tarihinde teslim edildiği, davacıya tapudan devir yapıldığı tarihte taşınmazın yönetim planının tapuda 5.7.2007 tarihinde kayıtlı olduğu, bu yönetim planına göre sitenin A-B-C-D-E-F-G olmak üzere yedi bloktan oluştuğu, H Bloğun ticari ve mesken alanı olarak bir adet depolu dükkan ve üstü iki bağımsız bölüm olmak üzere toplam bir dükkan 663 bağımsız bölüm olarak yer aldığı davacının bu yönetim planı tapuda kayıtlı olan davaya konu taşınmazı satın ve teslim aldığı anlaşılmaktadır. Siteye ilişkin ilk broşürlerde H Bloğa ait yerin sosyal tesis alanı olarak gösterilmiş ise de 28.7.2006 tarihinde onaylanan mimari projesinde H Blok alanının boş arazi olarak gösterildiği daha sonra, 20.4.2007 tarihli proje değişikliğinde H Bloğun ticari + mesken olarak değiştirildiğini, 15.6.2007 tarihli yapı ruhsatında da bu şekilde belirlendiği, broşürlerin onaylı mimari proje ve yapı ruhsatından önce düzenlendiği anlaşılmaktadır.
4077 Sayılı Kanunun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren 30 gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi yada ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda, 4077 sayılı TKHK’nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, Borçlar Kanunu’nun 198. maddesi hükmü uygulanacaktır. Borçlar Kanununun 198 (TBK. 223) maddesine göre, alıcı, teslim aldığı malı örf ve adete göre imkan hasıl olur olmaz muayene etmek ve satıcının tekeffülü altında olan bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı bu haliyle kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda adi bir muayene ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp mevcut olupta bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da derhal satıcıya ihbar etmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. Borçlar Kanununun 198 (TBK. 223) maddesinde öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz. Somut olayda, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda sosyal tesis alanlarının yapılıp oturanlara teslim edilmeyişinin eksik iş olduğu bildirilmiştir. Ne varki, davacının tapudan taşınmazı satın aldığı tarihte tapuda kayıtlı olan yönetim planına göre H Bloğun sosyal tesis olmadığı açık olup davacının da bu hususu araştırıp öğrenme imkanı vardır. Kaldı ki eksik iş olduğu belirtilen hususlar davacının satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini azaltan açık ayıp niteliğinde olduğu ve davalının bu ayıbı gizlemek için de herhangi bir hileye başvurmadığı, davacının taşınmazı teslim aldıktan sonra bu ayıpları kolayca öğrenebileceğinin kabulü gerekir.
Ayıp ihbarını yasada belirtilen sürede yaptığını ispat yükümlülüğü davacı tarafa aittir. Davacının bu yönde, yaptırdığı bir mahkeme tesbiti yada davalıya gönderdiği herhangi bir ihtar bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 38,00 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.