Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/46183 E. 2016/5894 K. 25.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/46183
KARAR NO : 2016/5894
KARAR TARİHİ : 25.02.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacı Asil … geldi. Davalı taraftan gelen olmadığındani onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan tarafın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıların Özel Ensar Hastahanesi’nin doktorları olduğunu, adı geçen hastahaneye 12/04/2002 tarihinde doğum yapmak için başvurduğunu ve sezeryan ameliyatı olduğunu, yarım saat süren ameliyatın ardından kanamanın devam etmesi üzerine ikinci bir ameliyata alındığını ve bu ameliyatın 8 saat sürdüğünü, davalı doktorların hatası nedeni ile idrar torbasına kesi atıldığını ve ana rahminin alındığını, akabinde ciddi sıkıntılar yaşadığını ileri sürerek, maddi manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı doktorların hatası nedeniyle sezeryan ameliyatı sırasında idrar torbasına kesi atılması ve ana rahminin alınması sonucu yaşanılan sıkıntılardan dolayı istenilen maddi manevi tazminata ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesidir. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle, vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir.
Mahkemece, dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan Adli Tıp 2. ihtisas Kurulu’nun 17.02.2014 tarihli raporunda, olay “komplikasyon” olarak nitelendirilmiş ve davalılara kusur atfedilmemiştir. Ne var ki, mahkemenin adli tıptan rapor istenmesine ilişkin 24.10.2013 tarihli ara kararında raporu düzenleyenler arasında üroloji uzmanının ve genel cerrahın da bulunması istenildiği halde bu husus gözden kaçırılmıştır. O halde mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, aralarında konularında uzmanların bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, dava konusu olayda davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.