YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17386
KARAR NO : 2016/3830
KARAR TARİHİ : 28.03.2016
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davacı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı davacıya ait aracın dava dışı sürücü …’ın sevk ve idaresinde iken yaptığı tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, olay yerine gelen polis ekiplerinin krokiyi çizdiğini ancak sürücü kaçtığından bir kanaate varılamadığını, sürücünün korkmuş olması nedeniyle kaçtığını, olay ile ilgili olarak … Sulh Hukuk Mahkemesi 2012/76 D.iş sayılı dosyasında kusur raporu alındığını, davalı şirketin eksper incelemesi sonucunda hasar bedelinin 39.076,99 TL olarak tespit edildiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile araçta meydana gelen hasar bedeli olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili talebini 31.000,00 TL üzerinden ıslah etmiştir.
Davalı vekili; kasko sigortası genel şartları çerçevesinde sürücü belgesi olmadan ya da alkollü olarak aracın kullanılması, çalınması veya kaçırılması halinde talebin teminat dışı bulunduğunu, zorunlu haller dışında sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılmasının teminat dışı olduğunu ancak dava konusu talebin tamamen teminat dışı olduğunu ve zamanaşımına uğradığını, temerrüt süresinin ihbar tarihinden itibaren olmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 31.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan araç hasar bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK.nun 1420.maddesinde, sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı ifade edilmiştir. 6762 sayılı TTK.nun 1268. maddesi, genel kural olarak, sigorta sözleşmelerinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı hükmünü getirmiştir. Bu düzenleme Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.9.maddesinde de açıkça ve aynen yer almaktadır. İşbu iki yılın başlangıç tarihi ise, Borçlar Kanunu’nun, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihten başlayacağını belirten 128/1. maddesindeki genel hüküm karşısında ve TTK.nun 1299 ve 1292. maddeleri gözönüne alındığında, rizikonun gerçekleştiğinin sigortalı tarafından haber alınmasından itibaren, ihbar yapılması gereken beşinci günün sonudur.
Dosyadaki belgelere göre kazanın 19.01.2012 tarihinde meydana gelmiş olduğu ve 02.02.2012 tarihinde davalı … şirketine ihbarda bulunulduğu, ekspertiz raporunun 04.02.2012 tarihinde düzenlendiği göz önüne alındığında, davanın açıldığı dava tarihi 02/04/2014 itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü gerekir. Davalı vekili yasal süresinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur
O halde; mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı defi konusunda yukarıda bahsi geçen yasa maddeleri kapsamında bir değerlendirme yapılarak verilmesi gerekirken ceza zamanaşımı uygulanacağı gerekçesiyle zamanaşımı definin reddi ile esasa girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 28/03/2016 gününde oybirliğiyle verildi.