Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/28873 E. 2016/1438 K. 28.01.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28873
KARAR NO : 2016/1438
KARAR TARİHİ : 28.01.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, 6136 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, temyiz isteminin reddi

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre yapılacak tebligatın geçerlilik koşulları Tebligat Tüzüğü’nün 28. maddesinde gösterilmiş olup, anılan maddeye göre “adreste bulunmama sebeplerini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, zabıta amir ve memurları ile ihtiyar kurulu veya meclis üyeleri ve muhtardan tahkik edilerek beyanlarının tebliğ tutanağına yazılıp altının imzalatılması, imzadan kaçınma halinde de bu durumun yazılarak imzalanması” gerekmekte olup; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca yapılan tebliğ işlemi sırasında beyanda bulunan komşusunun imzasının alınmaması sebebiyle sanığa yapılan tebligat işlemi usulsüz olduğundan temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararlar kaldırılarak sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunlarda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
1-Adli emanetin 2011/72 sırasında kayıtlı el svaplarının dosyada delil olarak saklanması yerine müsaderesine karar verilmesi,
2-Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptaline karar verilmiş, ayrıca aynı bentte yer alan “seçme ve seçilme” ehliyetleri ile ilgili olarak da, hükümlünün, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakılması uygulamasını engelleyici nitelikte iptal kararları verilmiş olması ve doğan boşluk
nedeniyle bu hususta yeni bir yasal düzenleme yapılması ihtiyacının ortaya çıkması karşısında, yerel mahkeme hükmünde bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakmaya ilişkin uygulamanın dayanaksız kalması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık …’nın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılıklar, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, hükümde TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımdan “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibarelerinin çıkartılması ve “Adli emanetin 2011/72 sırasında kayıtlı 5 adet siyah küçük kutucuklarda bulunan el svaplarının TCK’nın 54/1. maddesi gereğince müsaderesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “dosyada delil olarak saklanması” ibaresinin eklenmesi biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükümler, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 28/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.