YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17814
KARAR NO : 2016/5923
KARAR TARİHİ : 11.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ölünceye kadar bakma aktinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, maliki olduğu 10649 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını eşi olan davalıya ölünceye kadar bakma akti ile temlik ettiğini, ancak davalıdan boşanması ve yeni evlendiği kişi ile birlikte yaşaması nedeniyle tapudaki temlike esas olan ölünceye kadar bakıp gözetme şartının ortadan kalktığını ileri sürerek tapu iptali ile adına tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, kesin hüküm bulunduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların 21.10.1998 tarihinde evlendiği ancak …Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.05.2001 tarih 2001/448-247 E.K. sayılı ilamına istinaden evliliğin iptaline karar verildiği halde birlikte yaşamlarını sürdürürken davacının maliki olduğu 10649 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını davalıya 05.10.2001 tarihli ölünceye kadar bakma akti ile temlik ettiği, bilahare tarafların 05.02.2009 tarihinde yeniden evlendiği ve 16.02.2012 tarihinde boşandığı, davacının 16.08.2012 tarihinde üçüncü kişi ile evlendiği, davacının davalı ile birlikte yaşadığı dönemde davalının kendisini terk etmesi (baba evine dönmesi) nedeniyle aktin gereği yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmediği iddiasıyla … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/329 E. sayılı dosyası üzerinden 05.09.2007 tarihinde tapu iptal-tescil davası açtığı, Mahkemenin 2008/333 K. sayılı ilamı ile feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının, bu kez davalı ile 16.02.2012 tarihinde boşanması ve kendisinin yeniden evlenmesi nedeniyle davalının edimini yerine getiremeyeceğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı görülmektedir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı …nun 303. maddesinde öngörülen kesin hükmün varlığının kabul edilebilmesi için her iki davanın konusunun, sebebinin ve taraflarının aynı olması gerekir.
Somut olayda, her iki davanın konusu ile tarafları aynı olmakla beraber, dava sebepleri farklıdır.
Dava sebebinin hukuki sebepler olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalar olduğu tartışmasızdır.
Davacı, işbu davasında birinci davanın reddinden sonraki dönemde gerçekleşen boşanma vakıasına dayanmıştır.
Diğer bir deyişle, ölünceye kadar bakım aktinden kaynaklanan akte aykırılık nedeniyle mahkemece verilen karar, ilişkin bulunduğu davanın dayandığı vakıa ve ait olduğu dönem için kesin hüküm oluşturur ve bu tür davadan sonra ortaya çıkan yeni neden ve olaylar için yeniden dava açılmasına mani bir neden bulunmamaktadır.
Öyle ise, davada kesin hükümden söz edilemez.
Hâl böyle olunca, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delilleri toplanıp gerekli araştırma, inceleme ve değerlendirme yapılarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere kesin hükmün varlığından bahisle davanın reddedilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin, bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile yerel mahkeme kararının 6100 sayılı …nun geçici 3/2.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.