Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/29283 E. 2016/3189 K. 08.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/29283
KARAR NO : 2016/3189
KARAR TARİHİ : 08.02.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalının bir alacağından dolayı icra dosyasında iki ayrı aracı muhafaza altına aldırdığını, davalı vekilinin de muvafakatiyle kendisine teslim edilen mahcuzlara yediemin zabıtlarıyla günlük ayrı ayrı 15,00 TL takdir edildiğini, 23.780,00 TL yedieminlik ücretinin tahsili için başlattığı takibe davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 10.05.2012 tarihli ibraname ve protokolden de anlaşılacağı üzere davacının tüm alacak ve haklarından feragat ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini, kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle 30.05.2007 ve 22.05.2007 tarihli yediemin zaptında ayrı ayrı iki aracın yediemine teslim edildiği, araçlar için günlük 15,00’er TL yedimenin ücreti takdir edildiği, alacaklı vekili sıfatıyla Av. Gülnur Erkan’ın imzasının bulunduğu, davacının 23.780,00 TL alacağı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurların bilinmesinin mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, iki numaralı bent uyarınca davacının temyiz itirazlarının kabulü ile, mahkeme kararının hüküm bölümünün üçüncü paragrafında yer alan “Uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine aynen “Asıl alacak miktarı olan 23.780,00 TL nın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.218,30 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 25,20 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.