YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12690
KARAR NO : 2016/5836
KARAR TARİHİ : 10.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.05.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat … geldi davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler vekili Avukat gelmedi yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları an intikal eden mesken vasıflı 6 adet bağımsız bölümün, murisin ölüm tarihi olan 31.12.2002 tarihinden itibaren davalı mirasçılar tarafından bizzat kullanılmak ve kiraya verilmek suretiyle tasarruf edildiğini, kendilerine ödeme yapılmadığını ileri sürerek ecrimisile karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında taleplerini ıslah etmişlerdir.
Davalılar, ecrimisil taleplerinin 5 yıllık zamanaşımına tâbi olduğunu ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kullanım iddialarının doğru olmadığını, taşınmazların çoğunun boş durumda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; iddiaların kanıtlandığı gerekçesiyle ıslah talebi de nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 33 parsel sayılı taşınmazın 12 ve 16 numaralı, 10 parsel sayılı taşınmazın 6 numaralı ve 5 parsel sayılı taşınmazın 11 ve 13 numaralı mesken vasıflı bağımsız bölümleri ile 4 numaralı bağımsız bölümün 1/2 payının davacılar, davalılar ve dava dışı kişiler adına elbirliği mülkiyet hâlinde kayıtlı olduğu, davacıların anılan bağımsız bölümlerin mirasbırakan …’ın ölüm tarihi olan 31.12.2002 tarihinden bu yana davalılar tarafından kullanılmak ve kiraya verilmek suretiyle tasarruf edildiğini ileri sürerek ecrimisil talebinde bulundukları anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.2002 günlü ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Somut olaya gelince, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Çekişme konusu bağımsız bölümlerin hangi dönemlerde kim ya da kimler tarafından tasarruf edildiği saptanmamıştır.
Hâl böyle olunca, çekişme konusu taşınmazların ecrimisil talep edilen dönemde kim ya da kimlerin tasarrufunda olduğunun her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı saptanması, bu yönde gösterilen delillerin eksiksiz toplanması, davalılar yönünden ecrimisil koşullarının oluşup oluşmadığının yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirilmesi, öte yandan 4 numaralı bağımsız bölümde tarafların 1/2 pay üzerinde elbirliği üzere malik olduklarının gözetilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken anılan hususların gözardı edilmiş olması doğru olmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporu davalı tarafa tebliğ edilmeden savunma hakkı kısıtlanacak biçimde yargılamanın sürdürülmüş olması da isabetsizdir.
Davalıların temyiz itirazlarının, açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.