YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18183
KARAR NO : 2016/5955
KARAR TARİHİ : 11.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … ‘ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olup mahkemece, davanın vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacılar, 27.08.2013 tarihli dava dilekçeleri ile 147 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduklarını, çay tarlası niteliğinde olan bu taşınmazda davalıların payı bulunmadığı halde hiçbir yasal nedene dayanmadan ve haksız olarak çayları toplamak suretiyle taşınmazı işgal ettiklerini ileri sürerek elatmanın önlenmesini istemişler, 20.09.2013 tarihli dilekçelerinde ise; bilgileri dışında 147 sayılı parselin idari yoldan hisse ve hissedar durumunun değiştirildiğini, davalıların da hissedar yapıldığını, idari yoldan tapuda yapılan değişikliklerin iptali için dava açacaklarını, bu nedenle eldeki davayı takip etmeyeceklerini, davalarını geri aldıklarını bildirmişlerdir.
Davalılar vekili, 28.11.2013 tarihli oturumda, vazgeçmeye bir diyecekleri olmadığını, ancak kötüniyetle açılmış bir dava olduğunu beyan etmiştir.
Davacılar, 05.12.2013 tarihli oturumda, vazgeçme beyanlarının davalıların herhangi bir tazminat veya vekalet ücreti talep etmedikleri takdirde geçerli olduğunu, aksi takdirde davanın devamına karar verilmesini istemişler, davalılar aynı oturumda, davacıların vazgeçme taleplerine bir diyeceklerinin olmadığını, ancak davanın kötüniyetle açıldığını, bu nedenle HMK’nın 359.maddesi gereğince 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsilini istemişlerdir.
Bilindiği üzere; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda da, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda da davanın atiye bırakılması şeklinde bir müessese yoktur. Bu davayı takipten sarfınazar etmektir. Davacı, davalının rızası olmaksızın davasından sarfınazar edemez. Diğer bir söyleyişle davasını geri alamaz. 1086 Sayılı HUMK.nun 185. maddesinin 1 nolu bendinde açıkça; “müddealeyhin rızası olmaksızın müddei davasının takipten sarfınazar edemez” düzenlenmesine yerverilmiş olup, bu yasayı yürürlükten kaldırarak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 123. maddesinde de; “ Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir” düzenlemesine yer verilerek, davanın geri alınması açıkça davalının rızasının bulunması koşuluna
Davayı takipten vazgeçmeyi, davadan feragat ve davayı takipsiz bırakmak ile karıştırmamak gerekir. Davadan feragat ve davacının davasını takipsiz bırakması davalının rızasına bağlı değildir.
Hemen belirtmek gerekir ki; davalının rızasının da açık (sarih) olması gerekir, zımni muvafakat yeterli değildir. Davalı davacının davayı geri almasına açık bir şekilde muvafakat ederse mahkeme davanın esası hakkında bir karar vermez. Davanın, davacı tarafından geri alınma ve davalının da buna muvafakat etmesi nedeniyle son bulduğunu belirtmekle yetinir.
Burada davayı geri alan davacı, bununla davasını terketmiş olmaktadır. Bu nedenle mahkemenin (o zamana kadar edindiği kanaat gereğince, tarafların haklılık durumuna göre) haksız gördüğü tarafı, yargılama giderlerine (ve bu arada vekalet ücretine) mahkum etmesi gerekir.
Somut olayda, davacılar ilk celsede davalarını geri aldıklarını bildirmişler, davalılarda bu oturumda vazgeçmeyi kabul etmişlerdir.
O halde, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 123. maddesi hükmünün gereği yerine getirilerek davanın geri alınma hükümlerine göre bir karar verilmesi ve vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12.maddesi gözetilmek suretiyle Tarifenin 6.maddesine göre hesap ve takdir edilmesi gerekirken bu hususlar gözardı edilerek sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
Davacılar vekilinin belirtilen nedenlerle temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.5.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.